SEYİR  DEFTERİ
 




Sabah erkenden Haydarpaşa garındayım

Sigaraya karşıyım ama arada
bir pipo içiyorum

Her istasyonda yolcular var.

Uğurlama anları gerçekten çok güzel.

Pencereden bir manzara

Kalesinden Kars'ın genel görüntüsü

12 Havariler Kilisesi

Nazar Çay Ocağı

Kars'ta gördüğüm tek ahşap ev

Göl üstünde yürüyorum.


Akçakale insanları çok yana yakın

Gül Teyze
7.çukurdan ağ çekilirken.

Ani Harabeleri.

Ani Harabeleri.

Ani Harabeleri.

Sarıkamış.

Sarıkamış Kayak Merkezi.

Sarıkamış Kayak Merkezi.

Sarıkamış Kayak Merkezi.

 

 

08

 
 

Çok uzun zaman oldu yazılarıma ara verdim. İnşaatla devam ettim. Ustalarla uğraşmaktan seyahate zaman mı kalır. Yine de bir kaç seyahatim oldu önceki gezilerin tekrarı olduğu için yazmadım. Neyse bina son şeklini aldı ama benden de çok şey aldı herhalde. Bilirsiniz bizim ülkedeki ustaları, fazla söze gerek yok. Çok şükür bitiyor Mayıs ayında faaliyete sokacağız. Şimdi yeni bir geziye hazırlanıyorum. Doğu Ekspresi ile Kars. İstanbul ve Kocaeli çevresinde pek kar yok. Bakalım Kars'ta ne var ne yok. 5 arkadaş kafa kafaya verip program taslağı çıkarıyoruz.
24 Şubat 2007 Cumartesi Sabah 08:36'da trenimiz kalkacak. Eşim beni sabah Haydarpaşa'ya bırakıyor. Gültekin ve Esra erken gelmiş. Aynur tam tren kalkacakken yetişmiş çünkü Haydarpaşa'ya en yakında oturan o. Birde Metin bize Erzurum'a kadar katılıyor. Grup toplanmış tren tam saatinde hareket ediyor. Bütün istasyonlarda duruyor. Dur kalk dur kalk yola devam ediyoruz. Uzun zamandır tren yolculuğu yapmıyorum. Ama daha önceki tren yolculuklarımın tadı damağımda. Arifiye İstasyonunda Nazan'da geliyor grup tamam. Öğle yemeğini odada hazırlıyoruz. Herkes yanında getirdiği kumanyayı ortaya koyuyor. Saat 13:00 civarında öğle yemeğini yiyip şarap içiyoruz.

 
Yataklı vagonu en sona koyuyorlar bir görevli mevcut ve istediğiniz siparişi getiriyor. Görevliler gerçekten konusunda eğitim görmüş kişiler. Yemekli vagonda Yataklı vagonun önündeki vagon. Hemen yemekli vagona geçebiliyoruz. Yemekli vagondaki sohbetler de unutulmaz. Trenimiz Eskişehir'e kadar elektrikli olduğundan hızlı gidecekmiş. Eskişehir'den sonra mazotlu yakıta geçeceğinden biraz daha yavaşlıyormuş. Aslında elektrikli sistem Ankara'ya kadar varmış. Bu sefer yollarda bakım ve hızlı tren çalışmaları olduğu için bu sefer böyle. Pencereden manzara izleye izleye yola devam ediyoruz. Eskişehir'e ulaştık,
 

Nallıhan geldik derken Ankara'ya yaklaştık,yine de çevrede bir damla kar yok. Acaba küresel ısınmanın sonucu mu diye düşünüyorum. İnsan korku ve hayretle bakıyor. Sonu ne olacak. Gerçekten artık geriye dönme şansı hiç yok,  olsa da bu bozulma devam edecek mi? Düşünüyorum acaba dünyada kaç kişi bu konuda bir şey düşünür veya olayın farkında.
Saat 15:45 civarında Ankara'ya varıyoruz. Burada biraz uzunca mola veriyor. Biraz yiyecek ve içecek alışverişi yapıyoruz. 17:03'te tren hareket ediyor. Gece geç saatlerde uyuyorum. Tren yolculuğuna alışık olmadığım için gözüm pek uyku tutmuyor. Sonra biraz uykuya dalıyorum.

 
25 Şubat 2007 Pazar Sabah 06:40'ta uyanıyorum. Tren istasyonda duruyor. Pencereden bakıyorum, hava güneşli ve çevrede çok az kar var. Dağlarda biraz fazlaca kar var ama bunun da az olduğunu düşünüyorum. Sivas çevresindeyiz. Rakım 1370'teyiz kar yine çok az. Keyifle yola devam ediyoruz. Diğer vagonları dolaşmaya başladım. Bir çok insanla tanıştım. Herkes bizi merakla izliyor. Kemah Bozoğlak Köyünden Orhan Sevim ve ailesiyle tanıştım, bizi köylerine davet etti. Belli olmaz belki bir gün yolum düşer, ziyaret ederim. Tren yoluna devam ediyor saat 11:55'te İliç'e ulaştı. Trenden
 
inen yolcuların fotoğraflarını çekiyorum. Küçük istasyonlarda molalar çok kısa veriliyor. Yolcular iner inmez yola devam ediyor. Bu bölgede de kar çok az. Yüksek tepelerde biraz kar görülmekte. Buradan Kemah'a ulaştık. Erzincan'da istasyonuna geldik burada biraz uzun mola veriyor ve Erzurum'a doğru devam ediyor. Erzincan'ı geçtikten sonra biraz kar görülmeye başlıyor, eski yıllarda bu bölgede gördüğüm kardan daha az kar var. Rakım 1270m. Erzincan'dan 60 km. geldik Erzurum'a 130 km.
 

kaldı. Kendime kahve yapıyorum. Kahvenin yanında bir pipo iyi gider diyorum. Pipo içerken tren de kendi müziğini çalarak yola devam ediyor. Trenimiz saat 17:56'da Erzurum'a ulaştı. Daha sonra yemekli vagona geçip akşam yemeği yiyorum. Yemekten sonra odaya dönüp eşyaları topluyorum. Kars'a yaklaşıyoruz. Dışarıda bayağı soğuk var, pencerenin camı 1 cm civarında buz tutmuş. Saat 23:00'te Kars'a geldik. Öğretmenevine yerleşiyoruz. Saat 23:45'te yatağa giriyorum. Ve ninni.
26
Şubat 2007 Pazartesi Sabah 05:45'te uyanıyorum. Fotoğrafları bilgisayara yüklüyorum. Gruptaki arkadaşlarda uyanıyor. Birlikte şehir merkezine yürümeye başladık. Hava çok soğuk hazırlıksız yakalandım. Ciddi bir şekilde üşümeye başladım ama öğretmenevine geri dönmedim. Kahvaltı yapacak bir yer aramaya başladık. Marketten Kars kaşarı ve bal satın aldık. Marketçi amca bize Nazar Çay Ocağını önerdi. Salona girdik ortada büyükçe bir soba yanıyor oda bayağı sıcak ve kalabalık. Müdavimleri çok gibi. Bu çay ocağı aynı zamanda kahvaltı salonu. Közde çay yapıyorlar. İlginç bir yöntemleri var. Ateşin çevresi su ile dolu kap gibi ateş yanarken aynı zamanda da su ısınıyor. Sadece Çaykur'un çaylarını kullanmaktadırlar. Güzel bir kahvaltıdan sonra kahvede biraz fotoğraf çekiyoruz. Daha sonra şehri dolaşmaya devam ediyoruz. Hava biraz düzelmiş sabahki soğuk kalmamış gibi ama yine de soğuk. Nem oranının azlığından olacak çok fazla da rahatsız etmiyor doğrusu. Eski taş evleri dolaştık. Bu evler Rus işgalinden kalma imiş. Şu anda çoğu bakımsız durumda umarım gereken ilgi gösterilir. Gerçekten çok güzel mimarı örnekler. Bir kısmı de zaten iyi durumda. Kars Kalesi çevresini dolaşıyoruz. Kale yolunda Bugün cami olarak kullanılan Bizans Döneminden kalma 12 Havariler Kilisesini geziyoruz. Kilise bayağı bakımlı dış çevresi bir çok kabartma resimlerle süslüdür.

 
  Öğle yemeğinde Kristal Restoran'a kaz eti yiyoruz. Yemekten sonra öğretmenevine dönüp odaları boşaltıyoruz. Ve DSİ misafirhanesine yerleşiyoruz. Tekrar şehre dönüyoruz. Kaleye çıkıp genel görüntü izliyoruz. Hava kararıyor. Nazar Çay Ocağına geliyoruz. Ocağın tam kapanma saati, yine de İsmail usta bize taze çay demliyor. Akşam yemeğini yedikten sonra DSİ'ye dönüyoruz. Fotoğrafları bilgisayara yüklüyorum. Gece biraz dışarıda dolaşıyoruz. Çok az ve toz halinde kar yağıyor. Hava gündüzden daha sıcak gibi.
 


Kars sanki açık hava müzesi gibi

  27 Şubat 2007 Salı Sabah 06:15'te uyanıyorum. Seyahatlerde pek uyku tutmuyor beni yine de yeterince uyku aldığımı zannediyorum. Heyecandan olacak. Yine ince ince kar yağıyor. Lapa lapa kar yağışını göremeyeceğim herhalde. Bugün arkadaşlarla Çıldır'a gideceğiz. Arkadaşlarımı uyandırıyorum. 07:18'de DSİ misafirhanesinden ayrılıp şehir merkezine gidiyoruz. Yine Nazar Çay ve kahvaltı salonuna kahvaltıya gidiyoruz. İçerisi bayağı dolu, müşterisi var. Neyse bize bir masa ayarlıyorlar ve güzel bir kahvaltı yapıyoruz. Ben pek çay içmem ama burada bayağı çay içmeye başladım diyebilirim. Kaptanımız Fikret'te geliyor ve Çıldır'a doğru hareket ediyoruz. Kars'ta kar gerçekten kristalleşiyor gibi buzlanmanın etkisinden olacak her halde güneş karın üzerinde vurduğunda çok güzel parıldamalar görülmektedir. Çıldır yolunda güneş asfalta vurduğunda yerden çok güzel bir buharlaşmayla karşılaştık.
 
  Çıldır Gölüne geldik göl tamamen buz kaplı ve bembeyaz kar var üstünde. Göl olduğunu bilmesen kesinlikle buraya ova dersin. Hava  güneşli ve sıcak. Ardahan il sınırlarındayız ve Akçakale Köyüne giriyoruz. Köy içinde geziyoruz ve okula uğradık çocukların fotoğrafı çektik. Burada balık avlayanlar yok ve ileride olacağını söylüyorlar. Köyden ayrılıp Çıldır yoluna devam ettik. Gençlik ve Spor Müdürlüğü Tesislerine gelmeden bir kaç balıkçı gördük. Tesise uğruyoruz bilgi almak için. Sonra gördüğümüz balıkçılara ulaşmak için geri dönüyoruz. Aracımızı yolun kıyısına bırakıp gölün ortasına doğru yürüyoruz. Önceleri biraz korka korka yürüdük ama balıkçıların izlerinden yürüdüğümüz için yavaş yavaş alıştık. Hava o kadar sıcak ki bir ara bastığımız yerlerden su çıkıyordu. Bu eriyen buz değil Allahtan buzun üstündeki kar eriyor. Yürü yürü bir türlü balıkçılara ulaşamıyorum sanki uzaklaşıyorlar. Bir ara koşmayı denedim nefes nefese kaldım. İhtiyarladım mi ne. Yaklaşık 1.5 km. yürüyüş yaptıktan sonra balıkçılara ulaşabiliyoruz. Hava çok güneşli. Karda kristalleşmeleri görebiliyoruz. Hemen deklanşöre sarılıyorum. Hava çok sıcak terlemeye başladım anorağımı çıkarıyorum.
 
  Gölde balık avı için buzu kırarak delikler açıyorlar, delikler arasında da ağ kuruyorlar. Hafta bir gelip ağları çekip balıkları alıyorlar ve aynı yere ağı tekrar bırakıyorlar. Balıkçılarla sohbeti ilerletiyoruz. Ünsal Kılıç, Adnan Çimşit ve Erkan Çimşit üçü birlikte çalışıyor. Yakaladıkları balıklar Çıldır'da kilosu 5 liradan satıyorlar. Kışın balık daha az oluyor ve geçen yıla oranla daha az balık görülmekteymiş. Yaz aylarında her gün ava sandalla çıkıyorlar ve daha çok balık avlayabiliyorlar. Burada sarı sazan, aynalı sazan, israil sazanı, su kefalı, tahta balığı, göl alası ve kerevit çıkmakta. Burada balık avlayabilmek için yıllık kira ödüyorlar gölün bir kısmı Ardahan sınırları içinde bir kısmı da Kars sınırları içinde. Ama balıkçılar kira ödedikten sonra gölün her tarafında balık avlayabiliyorlarmış. Bugün  2 balığa 5 saat çalıştık diyor Adnan Çimşit, Biz de izliyoruz her ağdan 2-3 balık çıkıyor ve çok az diyorlar. Aynı yere ağı tekrar kuruyorlar. Daha açılacak 5 kuyumuz daha var diyorlar. 7. ağın toplanmasını izliyorum. Ağlar misinadan örülüyor. Ağı çekmeye devam ediyorlar. Bu ağdan 1 kerevit, 1sarı sazan ve 1 tanede israil sazanı çıktı. İsrail sazanı biraz da9ha tombul. 7. ağda tekrar göle bırakılıyor. Ağ için açılan bu deliklere bulak diyorlar. Biz de bütün ağları çekene kadar yanlarında kalıp fotoğraf çekiyoruz. Son ağ çekilince karaya çıkıyoruz. Balıkçılar da bizden hemen sonra son ağlarını kuruduktan sonra karaya geliyorlar. Biraz balık satın alıp Akçakale Köyüne hareket ediyoruz. Adnan Çimşit'le tekrar köyde buluşuyoruz.
 
Balıkları pişirebileceği söylüyor ve kahveye yerleşiyoruz. Sobayı da yakıyorlar. Gölde biraz ıslanmıştım, çoraplarımı kurutuyorum. Müştak Dayı ile sohbete dalıyoruz. Müştak dayı biz Terekeme'yiz yani asil Türküz, Kafkaslardan geldik diyor . Biraz sonra Gül Teyze geliyor. Gül teyze yaz aylarında Alpaslan adasında restoran işletiyor. Gül Sarıçayır kısa ve öz olarak hayatını çoğunu şiir okuyarak anlattı. Gerçekten çok ilginç yaşamı var ve konuşurken arada bir çok güzel türkülerle süslüyor konuşmasını. Bizi yazın davet ediyor, bizim burada diyor kamp serbest. Daha önce gelmemişim, yazın göl ve çevresi çok güzel oluyordur.
Akçakale köy kahvesindeyiz.
 


Hayvanlar su içerken.
Evlere de su buradan taşınıyor.

Biraz sonra sazanlar nar gibi kızartılıp getiriliyor. Kahvede sofra kurup taptaze balıkları bir güzel yiyoruz. Hemen sonra biraz daha köyü dolaşıyoruz. Hayvanların sulama saati gelmiş göle getiriyorlar, fotoğraflarını çekiyoruz. Hayvanların su ihtiyacı tamamen gölden karşılanıyor. Gölde buz kırılarak açılan deliklerden su içiyorlar. Bu deliklerin devamlı açık kalabilmesi için her sabah sürekli buz kırılarak açık tutuluyormuş. Artık köyden ayrılma saati yaklaşıyor vedalaşıp ayrılıyoruz. Akçakale Köyü Kars 80 km. kaptanımız yol kenarlarında çok tilki görüldüğünü söyledi. Bizde pencereden bakıyoruz biraz sonra karların arasından fare arayan tilki görüyoruz. Akşam yemeği için şehir
   merkezine gidiyoruz. Akşam yemeğinden sonra DSİ'ye dönüp fotoğrafları bilgisayara aktarıyorum. Bayağı yorulmuşum. Erkenden uykuya dalıyorum.
28 Şubat 2007 Çarşamba Sabah 06:31'de uyanıyorum. Hava kapalı pek soğuk yok çok ince ince kar atıştırıyor. Kar tanecikleri havada uçuşuyor. İnsanın aklına yine küresel ısınma geliyor, acaba küresel ısınma olmasaydı lapa lapa kar yağar mıydı? Yağsa ne güzel olurdu. Kaptanımız geliyor ve DSİ'den şehir merkezine gidiyoruz. Yine Nazar Çay Ocağında sabah kahvaltısı yapıyoruz. Kahvaltıdan sonra Ani Harabeleri'ne doğru yola koyuluyoruz. Ani'nin Kars'a uzaklığı 45 km.dir. Saat 10:20'de Ani Harabeleri'ne ulaşıyoruz.
 
  Ani şehrinde ilk yerleşme M.Ö.5000-3000 yıllarında Kalkolitik Çağda başlar. M.Ö.3000-2000 yıllarında Tunç Devri yerleşmesi, M.Ö.2000'de Demir Çağında Hurri yerleşmesi, M.Ö.900-700'de Urartu Devleti yerleşmesi, M.Ö.650 yıllarında Kimmeri Hakimiyeti, M.Ö.626-149'de Saka Türkleri (İskit) hakimiyeti görülür. M.Ö.350-300 yıllarında şehir eski Oğuz boylarından Arsaklıların Kemer Sakanlı soyundan Karampart tarafından yeniden kurulmuştur. M.S.430-646 yılları arasında Sasani hakimiyetine girmiştir. M.S.646 yılında Halife Hz.Ömer devrinde Ani ve çevresi Arapların eline geçmiştir. M.S.732 yılında Bağratlı Beyliği egemenliğine geçmiştir. M.S.966 yılında Bağratlı III Aşot tarafından şehir surları yaptırılarak Ani Krallık Merkezi olmuştur. M.S.1045 yılında şehir Bizanslıların eline geçmiştir. M.S.1064 ylında Selçuk sultanı Alparslan tarafından şehir alınarak Şeddat Oğulları beyliğine verilmiştir. M.S.1199 yılanda Ani Gürcü Atabeylerin eline geçmiştir. M.S.1226 yılında Harzemşah Devletine tabi olmuştur. M.S.1235 yılında Moğol istilasına uğrayarak şehir tahrip edilmiş ve sonra eyalet merkezi olmuştur. M.S.1339-1344 yılları arasında İlhanlılar egemenliğine geçmiştir. M.S.1406-1467 yılları arasında Karakoyunlu Devleti hakimiyeti altına geçmiştir. M.S.1467-1516 yıllarında Akkoyunluların hakimiyetine girmiştir. M.S. 1516-1534 yılları arasında Afşar Türklerinin hakimiyetine girmiştir. M.S.1534 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmış, M.S.1878 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiş ve 40 yıl Rusların elinde kalmıştır. M.S.1921 yılında Kurtuluş Savaşı sırasında geri alınmıştır. Gişede görevli yok. Dolaşmaya başlıyorum. 2 gence rastlıyorum, kışın görevli olmaz diyorlar. Geçen senelerde yazın fotoğraf bile çektirmediler yasak diye, şimdi ise kimse yok. Kışın burayı Allaha emanet ediyorlar. 30 yıllık gezgin ve turizmciyim bu işlerden pek bir şey anlayamıyorum. Ani'nin adını değiştirmekte uğraşıyorlar ama korumayı düşünen pek yok gibi. 12:30'a kadar dolaşıp fotoğraf çekiyorum. Güneş çıkmaya başladı hava ısınıyor ve sabahki soğuğun yerini sıcak hava alıyor. Burada restoran olmadığı için yiyecekleri yanımızda getirmiştik. Yiyeceklerimizi alıp köy kahvesine oturuyoruz. Öğle yemeğini kahvede kumanya olarak yedikten sonra biraz daha Harabeleri dolaşıyoruz. Saat 15:30'da Kars'a hareket ediyoruz. Ani Harabeleri'nden dönerken de yol kenarlarına kadar gelen tilkilere rastlıyoruz. Araç içindeyken fotoğraf çekmeye çalışıyoruz, nafile net fotoğraf yok. Tilkiler o kadar aç ki insanları ve araç gürültülerini pek yadırgamıyorlar. Karın kalınlığı 10 cm. civarında var, tilkiler karın altında fareleri hissederek avlıyorlarmış. Derken Kars şehir merkezine geliyoruz. Bu akşam yemeği kebapçıda yiyelim diyoruz. Ocakbaşı Restoran'a yerleşiyoruz. Kebapları güzel. Bir de Anteplim adında bir kebapları var. Yolunuz düşerse tavsiye ederim. Yemekten sonra DSİ'ye hareket ediyorum. Akşam bizim odada küçük çilingir sofrası kurup rakı içiyoruz.
 


Fahrettin Amca

01 Mart 2007 Perşembe Sabah 06:00'da uyanıyorum. Hava kapalı fakat yağış yok çok ince kar tanecikleri yine havada uçuşuyor. Saat 08:00'de Sarıkamış'a hareket ediyoruz. Yine avlanmak için yol kenarlarına kadar yaklaşan tilkileri sayarak Sarıkamış'a geliyoruz. Selim'de kahvaltı için iniyoruz fakat kahvaltı yapacak yer bulamadığımız için Sarıkamış'a geldik. Sarıkamış Unlu Mamulleri fırınından ekmek alıyoruz. Fırının sahibi Fevzi Alptekin bey siz bizim misafirimizsiniz diyor ve ekmeklerin ücretini almayıp ikram ediyor. Sonra markete uğrayıp kahvaltılıklar alıyoruz ve Sarıkamış Çay evine yerleşiyoruz. Burada güzel bir kahvaltı yapıyoruz. Sonra karşımda bir amca kaçak tütün sardığını gördüm ve amcaya yaklaşıyorum. Adı Fahrettin Çelik bana tabakayı uzatıyor. Sigaraya karşıyım ama küçükken muş tütünü sarmıştım, bir de burada da deneyeyim dedim. Öyle bir parlıyordu ki dayanamadım sardım içtim. Fahrettin Amca 75 yaşında ama maşallahı var delikanlı gibi. Ot işi ile uğraşıyorum diyor ot zamanında tırpanla ot biçiyorum. Kısa bir sohbetten sonra ayrılıyoruz. Sarıkamış Kayak Merkezine geliyoruz. Hafta arası olduğu için pek 
  kalabalık yok. Biraz fotoğraf çektikten sonra kayak malzemeleri kiralayıp 4 saat civarında kayak yapıyorum. Pistleri güzel karın yapısı da çok güzel. Sarıkamış'ta kayağı tavsiye ederim. Akşam üzeri Kars'a geri hareket ettik. Akşam DSİ'de yemek yedim. Biraz yorgunum ve odama çekiliyorum.
02 Mart 2007 Cuma
Sabah 05:45'te uyanıyorum. Bu sabah erkenden fotoğrafa çıkacağız. Gültekin ve Aynur'da geliyor. Biraz otogarda dolaşıyoruz. Daha sonra şehir merkezini dolaşmaya başladık. Pastaneden simit alıp Nazar Çay Ocağına doğru yürüyoruz. Burada Esra'ya rastlıyoruz. Pazarcılarla muhabbet edip fotoğraf çekiyor. Buradan Nazar Çay Ocağına gidip simit ve çayla güzel bir kahvaltı yapıyoruz. Öğle yemeğine Mustafa'nın çiftliğine davetliyiz. Biraz sonra kaptanımız Fikret geliyor ve Köye hareket ediyoruz. 12:45'te çiftliğe ulaşıyoruz. Mustafa bizi heyecanla bekliyor. Hoş beşten sonra içeri geçiyoruz. Derin sohbetlere dalıyoruz. Mustafa hayat hikayesini anlattı. Buranın dışında Halefoğlu Köyünde de evleri varmış. Burada öğle yemeği yiyoruz. Yemekte sulu köfte, cacık ve Kaz Eti vardı. Kardeşler daha yeni ayrıldık diyor. 1000 dönüme yakın arazileri varmış, düşündüm ne kadar zor iştir bu kadar arazi ile uğraşmak. Yemekten sonra küçük Yaren'i getirdiler. Bol bol fotoğraflarını çektik. Saatler epey ilerlemiş Kars'a geri dönüyoruz. Habeş Seyidoğlu'nda kahve içmeye oturuyoruz. Burada dostum Oğuz Kurdoğlu'na rastlıyorum. Kahveden sonra Ocakbaşı Restoran'da akşam yemeği yiyoruz. Daha sonra yarınki yolculuk için alışveriş yapıp DSİ'ye geliyoruz. Yarın sabah erkenden kalkacağız. Trenimiz 07:15'te hareket edecek.
03 Mart 2007 Cumartesi
Sabah 05:45'te uyanıyoruz. Eşyalarımı toplayıp gara gidiyoruz. Trene yerleşiyoruz. Ve yine zamanında hareket ediyor. 39 saat sürecek bir yolculuk başlıyor. Trenle yolculuk yapanlar bilir restoran'ında çok güzel sohbetler yapılıyor. Bunu yaşayarak daha iyi anlayabiliriz. Size de tren yolculuğu tavsiye ederim. Hem vagonlar da yenileniyor. Başka bir gezi de görüşmek dileğiyle.
   

sayfalar            2   -      -    4   -    5   -      -    7   -    8   -    9


    FOTOĞRAF  |  SEYİR DEFTERİ  |  ÖZGEÇMİŞ  |  LİNKLER  |  ANA SAYFA

FOTOĞRAF  PORTRELER   TÜRKİYEDE TREKKİNG  |  KAPADOKYA  |  GÜRCİSTAN  |  YUNANİSTAN   RODOS  |  İSTANBUL
KIR ÇİÇEKLERİ  |  GÖL ŞELALE AKARSU   DAĞLAR  |  TARİHİ YERLER  |  TANITIM  |  PORTFOLİO

SEYİR DEFTERİ  01 AĞRI |
02 DOĞU  03 KAÇKARLAR04 ALTIPARMAK05 KIBRIS  |  06 YAYLA SAFARİ  07 ANADOLU08 DOĞU EKPRESİ  |  09 ALADAĞLAR