|
SEYİR DEFTERİ |
|
| |


Sabah erkenden Haydarpaşa garındayım

Sigaraya karşıyım ama arada
bir pipo içiyorum

Her istasyonda yolcular var.
Uğurlama anları
gerçekten çok güzel.

Pencereden bir manzara

Kalesinden Kars'ın
genel görüntüsü

12 Havariler Kilisesi

Nazar Çay Ocağı

Kars'ta gördüğüm tek
ahşap ev

Göl üstünde yürüyorum.

Akçakale insanları çok
yana yakın

Gül Teyze
7.çukurdan ağ
çekilirken.

Ani Harabeleri.

Ani Harabeleri.

Ani Harabeleri.

Sarıkamış.

Sarıkamış Kayak Merkezi.

Sarıkamış Kayak Merkezi.

Sarıkamış Kayak Merkezi.
|
|
08 |
|
|
|
Çok uzun
zaman oldu yazılarıma ara verdim. İnşaatla devam ettim. Ustalarla
uğraşmaktan seyahate zaman mı kalır. Yine de bir kaç seyahatim oldu
önceki gezilerin tekrarı olduğu için yazmadım. Neyse bina son şeklini
aldı ama benden de çok şey aldı herhalde. Bilirsiniz bizim ülkedeki
ustaları, fazla söze gerek yok. Çok şükür bitiyor Mayıs ayında faaliyete
sokacağız. Şimdi yeni bir geziye hazırlanıyorum. Doğu Ekspresi ile Kars.
İstanbul ve Kocaeli çevresinde pek kar yok. Bakalım Kars'ta ne var ne
yok. 5 arkadaş kafa kafaya verip program taslağı çıkarıyoruz.
24
Şubat 2007 Cumartesi Sabah 08:36'da
trenimiz kalkacak. Eşim beni sabah Haydarpaşa'ya bırakıyor.
Gültekin ve Esra erken gelmiş. Aynur tam tren kalkacakken
yetişmiş çünkü Haydarpaşa'ya en yakında oturan o. Birde Metin
bize Erzurum'a kadar katılıyor. Grup toplanmış tren tam saatinde
hareket ediyor. Bütün istasyonlarda duruyor. Dur kalk dur kalk
yola devam ediyoruz. Uzun zamandır tren yolculuğu yapmıyorum.
Ama daha önceki tren yolculuklarımın tadı damağımda. Arifiye
İstasyonunda Nazan'da geliyor grup tamam. Öğle yemeğini odada
hazırlıyoruz. Herkes yanında getirdiği kumanyayı ortaya koyuyor. Saat
13:00 civarında öğle yemeğini yiyip şarap içiyoruz. |
|
|
 |
Yataklı vagonu
en sona koyuyorlar bir görevli mevcut ve istediğiniz siparişi
getiriyor. Görevliler gerçekten konusunda eğitim görmüş kişiler.
Yemekli vagonda Yataklı vagonun önündeki vagon. Hemen yemekli
vagona geçebiliyoruz. Yemekli vagondaki sohbetler de unutulmaz.
Trenimiz Eskişehir'e kadar elektrikli olduğundan hızlı
gidecekmiş. Eskişehir'den sonra mazotlu yakıta geçeceğinden
biraz daha yavaşlıyormuş. Aslında elektrikli sistem Ankara'ya
kadar varmış. Bu sefer yollarda bakım ve hızlı tren çalışmaları
olduğu için bu sefer böyle. Pencereden manzara izleye izleye
yola devam ediyoruz. Eskişehir'e ulaştık, |
|
|
|
Nallıhan geldik derken Ankara'ya
yaklaştık,yine de çevrede bir damla kar yok. Acaba
küresel ısınmanın sonucu mu diye düşünüyorum. İnsan korku ve
hayretle bakıyor. Sonu ne olacak. Gerçekten artık geriye dönme
şansı hiç yok, olsa da bu bozulma devam edecek mi?
Düşünüyorum acaba dünyada kaç kişi bu konuda bir şey düşünür
veya olayın farkında.
Saat 15:45 civarında Ankara'ya varıyoruz. Burada biraz uzunca
mola veriyor. Biraz yiyecek ve içecek alışverişi yapıyoruz.
17:03'te tren hareket ediyor. Gece geç saatlerde uyuyorum. Tren
yolculuğuna alışık olmadığım için gözüm pek uyku tutmuyor. Sonra
biraz uykuya dalıyorum. |
|
|
 |
25
Şubat 2007 Pazar Sabah 06:40'ta
uyanıyorum. Tren istasyonda duruyor. Pencereden bakıyorum, hava güneşli
ve çevrede çok az kar var. Dağlarda biraz fazlaca kar var ama bunun da
az olduğunu düşünüyorum. Sivas çevresindeyiz. Rakım 1370'teyiz kar yine
çok az. Keyifle yola devam ediyoruz. Diğer vagonları dolaşmaya başladım.
Bir çok insanla tanıştım. Herkes bizi merakla izliyor. Kemah Bozoğlak
Köyünden Orhan Sevim ve ailesiyle tanıştım, bizi köylerine davet
etti. Belli olmaz belki bir gün yolum düşer, ziyaret ederim.
Tren yoluna devam ediyor saat 11:55'te İliç'e ulaştı. Trenden
|
|
|
|
| inen yolcuların
fotoğraflarını çekiyorum. Küçük istasyonlarda
molalar çok kısa veriliyor. Yolcular iner inmez yola devam ediyor. Bu bölgede de kar çok
az. Yüksek tepelerde biraz kar görülmekte. Buradan Kemah'a ulaştık.
Erzincan'da istasyonuna geldik burada biraz uzun mola veriyor ve
Erzurum'a doğru devam ediyor. Erzincan'ı geçtikten sonra biraz kar
görülmeye başlıyor, eski yıllarda bu bölgede gördüğüm kardan daha az kar
var. Rakım 1270m. Erzincan'dan 60 km. geldik Erzurum'a 130 km.
|
 |
|
|
|
kaldı. Kendime kahve
yapıyorum. Kahvenin yanında bir pipo iyi gider
diyorum. Pipo içerken tren de kendi müziğini çalarak
yola devam ediyor. Trenimiz saat 17:56'da
Erzurum'a ulaştı. Daha sonra yemekli vagona geçip akşam yemeği yiyorum.
Yemekten sonra odaya dönüp eşyaları topluyorum. Kars'a yaklaşıyoruz.
Dışarıda bayağı soğuk var, pencerenin camı 1 cm civarında buz tutmuş.
Saat 23:00'te Kars'a geldik. Öğretmenevine yerleşiyoruz.
Saat 23:45'te yatağa giriyorum. Ve ninni.
26
Şubat 2007 Pazartesi Sabah 05:45'te
uyanıyorum. Fotoğrafları bilgisayara yüklüyorum. Gruptaki arkadaşlarda
uyanıyor. Birlikte şehir merkezine yürümeye başladık. Hava çok soğuk
hazırlıksız yakalandım. Ciddi bir şekilde üşümeye başladım ama
öğretmenevine geri dönmedim. Kahvaltı yapacak bir yer aramaya başladık.
Marketten Kars kaşarı ve bal satın aldık. Marketçi amca bize Nazar Çay
Ocağını önerdi. Salona girdik ortada büyükçe bir soba yanıyor oda bayağı
sıcak ve kalabalık. Müdavimleri çok gibi. Bu çay ocağı aynı zamanda
kahvaltı salonu. Közde çay yapıyorlar. İlginç bir yöntemleri var. Ateşin
çevresi su ile dolu kap gibi ateş yanarken aynı zamanda da su ısınıyor.
Sadece Çaykur'un çaylarını kullanmaktadırlar. Güzel bir kahvaltıdan
sonra kahvede biraz fotoğraf çekiyoruz. Daha sonra şehri dolaşmaya devam
ediyoruz. Hava biraz düzelmiş sabahki soğuk kalmamış gibi ama yine de
soğuk. Nem oranının azlığından olacak çok fazla da rahatsız etmiyor
doğrusu. Eski taş evleri dolaştık. Bu evler Rus işgalinden kalma imiş.
Şu anda çoğu bakımsız durumda umarım gereken ilgi gösterilir. Gerçekten
çok güzel mimarı örnekler. Bir kısmı de zaten iyi durumda. Kars Kalesi
çevresini dolaşıyoruz. Kale yolunda Bugün cami olarak kullanılan Bizans
Döneminden kalma 12 Havariler Kilisesini geziyoruz. Kilise bayağı
bakımlı dış çevresi bir çok kabartma resimlerle süslüdür.
|
|
|
|
|
|
Öğle yemeğinde Kristal
Restoran'a kaz eti yiyoruz. Yemekten sonra
öğretmenevine dönüp odaları boşaltıyoruz. Ve DSİ misafirhanesine
yerleşiyoruz. Tekrar şehre dönüyoruz. Kaleye çıkıp genel görüntü
izliyoruz. Hava kararıyor. Nazar Çay Ocağına geliyoruz. Ocağın tam
kapanma saati, yine de İsmail usta bize taze çay demliyor. Akşam
yemeğini yedikten sonra DSİ'ye dönüyoruz. Fotoğrafları bilgisayara
yüklüyorum. Gece biraz dışarıda dolaşıyoruz. Çok az ve toz halinde kar
yağıyor. Hava gündüzden daha sıcak gibi. |
|
|
|
|
|
27
Şubat 2007 Salı Sabah 06:15'te
uyanıyorum. Seyahatlerde pek uyku tutmuyor beni yine de
yeterince uyku aldığımı zannediyorum. Heyecandan olacak. Yine
ince ince kar yağıyor. Lapa lapa kar yağışını göremeyeceğim
herhalde. Bugün arkadaşlarla Çıldır'a gideceğiz. Arkadaşlarımı
uyandırıyorum. 07:18'de DSİ misafirhanesinden ayrılıp şehir
merkezine gidiyoruz. Yine Nazar Çay ve kahvaltı salonuna
kahvaltıya gidiyoruz. İçerisi bayağı dolu, müşterisi var. Neyse
bize bir masa ayarlıyorlar ve güzel bir kahvaltı yapıyoruz. Ben
pek çay içmem ama burada bayağı çay içmeye başladım diyebilirim.
Kaptanımız Fikret'te geliyor ve Çıldır'a doğru hareket ediyoruz.
Kars'ta kar gerçekten kristalleşiyor gibi buzlanmanın etkisinden
olacak her halde güneş karın üzerinde vurduğunda çok güzel
parıldamalar görülmektedir. Çıldır yolunda güneş asfalta
vurduğunda yerden çok güzel bir buharlaşmayla karşılaştık. |
|
|
|
|
|
Çıldır Gölüne geldik göl tamamen buz
kaplı ve bembeyaz kar var üstünde. Göl olduğunu bilmesen kesinlikle
buraya ova dersin. Hava güneşli ve sıcak. Ardahan il
sınırlarındayız ve Akçakale Köyüne giriyoruz. Köy içinde geziyoruz ve
okula uğradık çocukların fotoğrafı çektik. Burada balık avlayanlar yok
ve ileride olacağını söylüyorlar. Köyden ayrılıp Çıldır yoluna devam
ettik. Gençlik ve Spor Müdürlüğü Tesislerine gelmeden bir kaç balıkçı
gördük. Tesise uğruyoruz bilgi almak için. Sonra gördüğümüz balıkçılara
ulaşmak için geri dönüyoruz. Aracımızı yolun kıyısına bırakıp gölün
ortasına doğru yürüyoruz. Önceleri biraz korka korka yürüdük ama
balıkçıların izlerinden yürüdüğümüz için yavaş yavaş alıştık. Hava o
kadar sıcak ki bir ara bastığımız yerlerden su çıkıyordu. Bu eriyen buz
değil Allahtan buzun üstündeki kar eriyor. Yürü yürü bir türlü
balıkçılara ulaşamıyorum sanki uzaklaşıyorlar. Bir ara koşmayı denedim
nefes nefese kaldım. İhtiyarladım mi ne. Yaklaşık 1.5 km. yürüyüş
yaptıktan sonra balıkçılara ulaşabiliyoruz. Hava çok güneşli. Karda
kristalleşmeleri görebiliyoruz. Hemen deklanşöre sarılıyorum. Hava çok
sıcak terlemeye başladım anorağımı çıkarıyorum. |
|
|
|
|
|
Gölde balık avı için
buzu kırarak delikler açıyorlar, delikler arasında da ağ kuruyorlar.
Hafta bir gelip ağları çekip balıkları alıyorlar ve aynı yere ağı tekrar
bırakıyorlar. Balıkçılarla sohbeti ilerletiyoruz. Ünsal Kılıç, Adnan Çimşit ve Erkan Çimşit üçü birlikte çalışıyor. Yakaladıkları balıklar
Çıldır'da kilosu 5 liradan satıyorlar. Kışın balık daha az oluyor ve
geçen yıla oranla daha az balık görülmekteymiş. Yaz aylarında her gün
ava sandalla çıkıyorlar ve daha çok balık avlayabiliyorlar. Burada sarı
sazan, aynalı sazan, israil sazanı, su kefalı, tahta balığı, göl alası
ve kerevit çıkmakta. Burada balık avlayabilmek için yıllık kira
ödüyorlar gölün bir kısmı Ardahan sınırları içinde bir kısmı da Kars
sınırları içinde. Ama balıkçılar kira ödedikten sonra gölün her
tarafında balık avlayabiliyorlarmış. Bugün 2 balığa 5 saat
çalıştık diyor Adnan Çimşit, Biz de izliyoruz her ağdan 2-3 balık
çıkıyor ve çok az diyorlar. Aynı yere ağı tekrar kuruyorlar. Daha
açılacak 5 kuyumuz daha var diyorlar. 7. ağın toplanmasını izliyorum.
Ağlar misinadan örülüyor. Ağı çekmeye devam ediyorlar. Bu ağdan 1
kerevit, 1sarı sazan ve 1 tanede israil sazanı çıktı. İsrail sazanı
biraz da9ha tombul. 7. ağda tekrar göle bırakılıyor. Ağ için açılan bu
deliklere bulak diyorlar. Biz de bütün ağları çekene kadar yanlarında
kalıp fotoğraf çekiyoruz. Son ağ çekilince karaya çıkıyoruz. Balıkçılar
da bizden hemen sonra son ağlarını kuruduktan sonra karaya geliyorlar.
Biraz balık satın alıp Akçakale Köyüne hareket ediyoruz. Adnan Çimşit'le
tekrar köyde buluşuyoruz. |
|
|
|
Balıkları pişirebileceği söylüyor ve kahveye yerleşiyoruz.
Sobayı da yakıyorlar. Gölde biraz ıslanmıştım, çoraplarımı kurutuyorum. Müştak Dayı ile sohbete dalıyoruz. Müştak dayı
biz Terekeme'yiz yani asil Türküz, Kafkaslardan geldik diyor . Biraz
sonra Gül Teyze geliyor. Gül teyze yaz aylarında Alpaslan adasında
restoran işletiyor. Gül Sarıçayır kısa ve öz olarak hayatını çoğunu
şiir okuyarak anlattı. Gerçekten çok ilginç yaşamı var ve
konuşurken arada bir çok güzel türkülerle süslüyor konuşmasını.
Bizi yazın davet ediyor, bizim burada diyor kamp serbest. Daha
önce gelmemişim, yazın göl ve çevresi çok güzel oluyordur. |

Akçakale köy kahvesindeyiz. |
|
|
|
|

Hayvanlar su içerken.
Evlere de su buradan taşınıyor. |
Biraz sonra sazanlar nar gibi kızartılıp
getiriliyor. Kahvede sofra kurup taptaze balıkları
bir güzel yiyoruz. Hemen sonra biraz daha köyü dolaşıyoruz. Hayvanların sulama saati gelmiş
göle getiriyorlar, fotoğraflarını çekiyoruz. Hayvanların su ihtiyacı
tamamen gölden karşılanıyor. Gölde buz kırılarak açılan deliklerden su
içiyorlar. Bu deliklerin devamlı açık kalabilmesi için her sabah sürekli
buz kırılarak açık tutuluyormuş. Artık köyden ayrılma saati yaklaşıyor
vedalaşıp ayrılıyoruz. Akçakale Köyü Kars 80 km. kaptanımız yol
kenarlarında çok tilki görüldüğünü söyledi. Bizde pencereden bakıyoruz
biraz sonra karların arasından fare arayan tilki görüyoruz. Akşam yemeği
için şehir |
|
|
|
merkezine gidiyoruz. Akşam yemeğinden sonra DSİ'ye dönüp
fotoğrafları bilgisayara aktarıyorum. Bayağı yorulmuşum. Erkenden uykuya
dalıyorum.
28
Şubat 2007 Çarşamba Sabah 06:31'de
uyanıyorum. Hava kapalı pek soğuk yok çok ince ince kar atıştırıyor. Kar
tanecikleri havada uçuşuyor. İnsanın aklına yine küresel ısınma geliyor,
acaba küresel ısınma olmasaydı lapa lapa kar yağar mıydı? Yağsa ne güzel
olurdu. Kaptanımız geliyor ve DSİ'den şehir merkezine gidiyoruz. Yine
Nazar Çay Ocağında sabah kahvaltısı yapıyoruz. Kahvaltıdan sonra Ani
Harabeleri'ne doğru yola koyuluyoruz. Ani'nin Kars'a uzaklığı 45 km.dir.
Saat 10:20'de Ani Harabeleri'ne ulaşıyoruz.
|
|
|
|
|
|
Ani şehrinde ilk yerleşme M.Ö.5000-3000 yıllarında Kalkolitik Çağda
başlar. M.Ö.3000-2000 yıllarında Tunç Devri yerleşmesi, M.Ö.2000'de
Demir Çağında Hurri yerleşmesi, M.Ö.900-700'de Urartu Devleti
yerleşmesi, M.Ö.650 yıllarında Kimmeri Hakimiyeti, M.Ö.626-149'de Saka
Türkleri (İskit) hakimiyeti görülür. M.Ö.350-300 yıllarında şehir eski
Oğuz boylarından Arsaklıların Kemer Sakanlı soyundan Karampart
tarafından yeniden kurulmuştur. M.S.430-646 yılları arasında Sasani
hakimiyetine girmiştir. M.S.646 yılında Halife Hz.Ömer devrinde Ani ve çevresi
Arapların eline geçmiştir. M.S.732 yılında Bağratlı Beyliği egemenliğine
geçmiştir. M.S.966 yılında Bağratlı III Aşot tarafından şehir surları
yaptırılarak Ani Krallık Merkezi olmuştur. M.S.1045 yılında şehir
Bizanslıların eline geçmiştir. M.S.1064 ylında Selçuk sultanı Alparslan
tarafından şehir alınarak Şeddat Oğulları beyliğine verilmiştir. M.S.1199
yılanda Ani Gürcü Atabeylerin eline geçmiştir. M.S.1226 yılında
Harzemşah Devletine tabi olmuştur. M.S.1235 yılında Moğol istilasına
uğrayarak şehir tahrip edilmiş ve sonra eyalet merkezi
olmuştur. M.S.1339-1344 yılları arasında İlhanlılar egemenliğine
geçmiştir. M.S.1406-1467 yılları arasında Karakoyunlu Devleti hakimiyeti
altına geçmiştir. M.S.1467-1516 yıllarında Akkoyunluların hakimiyetine
girmiştir. M.S. 1516-1534 yılları arasında Afşar Türklerinin
hakimiyetine girmiştir. M.S.1534 yılında Osmanlı İmparatorluğu
topraklarına katılmış, M.S.1878 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiş
ve 40 yıl Rusların elinde kalmıştır. M.S.1921 yılında Kurtuluş Savaşı
sırasında geri alınmıştır. Gişede görevli yok. Dolaşmaya başlıyorum. 2 gence rastlıyorum, kışın
görevli olmaz diyorlar. Geçen senelerde yazın fotoğraf bile
çektirmediler yasak diye, şimdi ise kimse yok. Kışın burayı Allaha
emanet ediyorlar. 30 yıllık gezgin ve turizmciyim bu işlerden pek bir
şey anlayamıyorum. Ani'nin adını değiştirmekte uğraşıyorlar ama korumayı
düşünen pek yok gibi. 12:30'a kadar dolaşıp fotoğraf çekiyorum. Güneş
çıkmaya başladı hava ısınıyor ve sabahki soğuğun yerini sıcak hava
alıyor. Burada restoran olmadığı için yiyecekleri yanımızda
getirmiştik. Yiyeceklerimizi alıp köy kahvesine oturuyoruz. Öğle
yemeğini kahvede kumanya olarak yedikten sonra biraz daha Harabeleri
dolaşıyoruz. Saat 15:30'da Kars'a hareket ediyoruz. Ani Harabeleri'nden
dönerken de yol kenarlarına kadar gelen tilkilere rastlıyoruz.
Araç içindeyken fotoğraf çekmeye çalışıyoruz, nafile net
fotoğraf yok. Tilkiler o kadar aç ki insanları ve araç
gürültülerini pek yadırgamıyorlar. Karın kalınlığı 10 cm.
civarında var, tilkiler karın altında fareleri hissederek
avlıyorlarmış. Derken Kars şehir merkezine geliyoruz. Bu akşam
yemeği kebapçıda yiyelim diyoruz. Ocakbaşı Restoran'a
yerleşiyoruz. Kebapları güzel. Bir de Anteplim adında bir
kebapları var. Yolunuz düşerse tavsiye ederim. Yemekten sonra
DSİ'ye hareket ediyorum. Akşam bizim odada küçük çilingir
sofrası kurup rakı içiyoruz. |
|
|
|

Fahrettin
Amca |
01 Mart 2007 Perşembe Sabah 06:00'da
uyanıyorum. Hava kapalı fakat yağış yok çok ince kar
tanecikleri yine havada uçuşuyor. Saat 08:00'de
Sarıkamış'a hareket ediyoruz. Yine avlanmak için yol
kenarlarına kadar yaklaşan
tilkileri sayarak
Sarıkamış'a geliyoruz. Selim'de kahvaltı için
iniyoruz fakat kahvaltı yapacak yer bulamadığımız
için Sarıkamış'a geldik. Sarıkamış Unlu Mamulleri
fırınından ekmek alıyoruz. Fırının sahibi Fevzi
Alptekin bey siz bizim misafirimizsiniz diyor ve
ekmeklerin ücretini almayıp ikram ediyor. Sonra
markete uğrayıp kahvaltılıklar alıyoruz ve Sarıkamış
Çay evine yerleşiyoruz. Burada güzel bir kahvaltı
yapıyoruz. Sonra karşımda bir amca kaçak tütün
sardığını gördüm ve amcaya yaklaşıyorum. Adı
Fahrettin Çelik bana tabakayı uzatıyor. Sigaraya
karşıyım ama küçükken muş tütünü sarmıştım, bir de
burada da deneyeyim dedim. Öyle bir parlıyordu ki
dayanamadım sardım içtim. Fahrettin Amca 75 yaşında
ama maşallahı var delikanlı gibi. Ot işi ile
uğraşıyorum diyor ot zamanında tırpanla ot
biçiyorum. Kısa bir sohbetten sonra ayrılıyoruz.
Sarıkamış Kayak Merkezine geliyoruz. Hafta arası
olduğu için pek
|
|
|
|
kalabalık yok. Biraz
fotoğraf çektikten sonra kayak malzemeleri kiralayıp 4 saat
civarında kayak yapıyorum. Pistleri güzel karın yapısı da
çok güzel. Sarıkamış'ta kayağı
tavsiye ederim. Akşam üzeri Kars'a geri hareket ettik. Akşam DSİ'de yemek yedim. Biraz yorgunum ve odama
çekiliyorum.
02 Mart 2007 Cuma Sabah 05:45'te
uyanıyorum. Bu sabah erkenden fotoğrafa çıkacağız. Gültekin ve Aynur'da
geliyor. Biraz otogarda dolaşıyoruz. Daha sonra şehir merkezini
dolaşmaya başladık. Pastaneden simit alıp Nazar Çay Ocağına doğru
yürüyoruz. Burada Esra'ya rastlıyoruz. Pazarcılarla muhabbet edip
fotoğraf çekiyor. Buradan Nazar Çay Ocağına gidip simit ve çayla güzel
bir kahvaltı yapıyoruz. Öğle yemeğine Mustafa'nın çiftliğine davetliyiz.
Biraz sonra kaptanımız Fikret geliyor ve Köye hareket ediyoruz. 12:45'te
çiftliğe ulaşıyoruz. Mustafa bizi heyecanla bekliyor. Hoş beşten sonra
içeri geçiyoruz. Derin sohbetlere dalıyoruz. Mustafa hayat hikayesini
anlattı. Buranın dışında Halefoğlu Köyünde de evleri varmış. Burada öğle
yemeği yiyoruz. Yemekte sulu köfte, cacık ve Kaz Eti
vardı. Kardeşler daha yeni ayrıldık diyor. 1000 dönüme
yakın arazileri varmış, düşündüm ne kadar zor iştir bu
kadar arazi ile uğraşmak. Yemekten sonra küçük Yaren'i
getirdiler. Bol bol fotoğraflarını çektik. Saatler epey ilerlemiş Kars'a
geri dönüyoruz. Habeş Seyidoğlu'nda kahve içmeye oturuyoruz. Burada dostum
Oğuz Kurdoğlu'na rastlıyorum. Kahveden sonra Ocakbaşı Restoran'da akşam
yemeği yiyoruz. Daha sonra yarınki yolculuk için alışveriş yapıp DSİ'ye
geliyoruz. Yarın sabah erkenden kalkacağız. Trenimiz 07:15'te hareket
edecek.
03 Mart 2007 Cumartesi Sabah 05:45'te
uyanıyoruz. Eşyalarımı toplayıp gara gidiyoruz. Trene yerleşiyoruz. Ve
yine zamanında hareket ediyor. 39 saat sürecek bir yolculuk başlıyor.
Trenle yolculuk yapanlar bilir restoran'ında çok güzel sohbetler
yapılıyor. Bunu yaşayarak daha iyi anlayabiliriz. Size de tren yolculuğu
tavsiye ederim. Hem vagonlar da yenileniyor. Başka bir gezi de görüşmek
dileğiyle.
|
|
|
|
|
|
sayfalar
1
- 2 -
3
-
4
-
5 -
6
-
7
-
8
-
9 |
|
|
FOTOĞRAF |
SEYİR DEFTERİ |
ÖZGEÇMİŞ | LİNKLER | ANA
SAYFA
FOTOĞRAF
PORTRELER |
TÜRKİYEDE TREKKİNG |
KAPADOKYA |
GÜRCİSTAN | YUNANİSTAN |
RODOS |
İSTANBUL
KIR ÇİÇEKLERİ |
GÖL ŞELALE AKARSU
|
DAĞLAR |
TARİHİ YERLER |
TANITIM | PORTFOLİO
SEYİR DEFTERİ
01 AĞRI |
02 DOĞU | 03
KAÇKARLAR | 04
ALTIPARMAK | 05
KIBRIS | 06 YAYLA
SAFARİ | 07
ANADOLU | 08
DOĞU EKPRESİ |
09 ALADAĞLAR |
|