|
SEYİR DEFTERİ |
|||||||
|
01 |
|||||||
|
|
Yıllardır geziyorum, fakat anılarımı yazmaktan üşeniyordum.
İnternetin olanaklarından faydalanarak anılarımı günlük
yayınlamaya karar verdim. Çocukluğumdan beri gezme hevesim hiç geçmedi,
geçmeyecekte. Hepimizde aynı duygu vardır. Ama birilerinin öncülük
etmesini bekleriz hep. Geziye gitmek için arkadaş ararsın bulamazsın.
Geziden dönersin anlatmaya başlarsın. Etraftan niye bana haber vermedin
bende gelirdim diyenler çoğalır. |
||||||
![]() Tuz Gölü'nde yürüyüş yapanlar |
![]() Burada hatıra fotoğrafi çektirilir |
|
![]() Avanos'ta çalışırken |
||||
|
09 Temmuz 2003 çarşamba Sabah yedi sularında uyandık. Yeni
gün bizi bekliyor. Kapadokya manzarası karşısında kahvaltı
yaparken, yeni günün programını yaptık. Günü Kapadokya'da geçirip yarın
Malatya ve Kahramanmaraş üzerinden Adıyaman
Nemrut'a hareket edeceğiz.
Günümüz hazırlıkla geçmekteydi. Fransız müşterilerimizin izin belgesini faksla yeni aldım.
Yabancıları Ağrı Dağı'na çıkarmak için uygulanan Dağcılık
Federasyonundan belgeli rehber bulundurma zorunluluğunu görünce oldukça
şaşırdım. Dağ turizmi ile ilgilenen firmamızın bu konuda
bilgilendirilmemesi bizim için sürpriz oldu.
Ahmet Avanos'a alış verişe gidince yıllardır dağ rehberliği
yapan dağcı arkadaşımız İsmet Öztürk ve Bahadır Karaman'la
karşılaştı. Sohbete ve sürpriz yapmaya bize gelirler ve uzunca
sohbetten sonra İsmet'te bize katılmaya karar verir. Son
kez malzemelerimizi kontrol edip, çantalarımızı
yerleştiriyoruz. Eşyalarımızı minibüsümüze akşamdan yerleştirip
sabah erken hazır olacak hale getirdik. Yarın
sabah İsmet'i Ürgüp'ten alarak Adıyaman Nemrut'a doğru yola
çıkacağız. 10 Temmuz 2003 Perşembe Sabah erkenden Ürgüp'e hareket ettik. Ürgüp'te İsmet'i evinden alıp şehir merkezinde güzel bir pastanenin bahçesinde kahvaltıya başladık. Sıcak sıcak poğaçalarla kahvaltımızı yaptıktan sonra Kayseri'ye hareket ettik. Kayseri'de minibüsümüzü bakım için servise bıraktık. Bakımın 2 saat civarında süreceği söyleniyor. Bu zamanı Kayseri'de gezerek değerlendiriyoruz. Biraz alış veriş yaptık. Özellikle fırından yeni çıkmış sıcak sıcak değişik ekmekler aldık. İsmet, Kayseri Turizm İl Müdürünü ziyaret etmek istedi bu vesile ile İsmet bey ile tanışmış olduk. Kısa bir sohbetten sonra vedalaştık. Aracımızı servisten teslim alıp Kahramanmaraş yolu üzerinden Adıyaman'a doğru yola çıktık. Kahramanmaraş-Tekir'de sedir ağaçlarını görünce dayanamadık ve fotoğraf çekmek için mola verdik. Biraz fotoğraf çektikten sonra Kahramanmaraş'a devam ettik. Kahramanmaraş'a yaklaşırken dondurma kokusu almış olacağız ki gündeme dondurma konusu geldi. İsmet bize Yaşar Usta'yı öneriyor ve Meşhur dondurmacı Yaşar Ustada dondurma yemeğe karar verdik. Dondurma'ya öyle ilgi var ki zor masa bulduk. Dondurmamızı yerken, görevlilerden dondurmanın keçi sütü ve orkide çiçeğinden yapıldığı bir kez daha duyuyoruz. Dondurma ziyafetinden sonra Adıyaman'a doğru yola koyuluyoruz. Kahta'ya gelince akşam yemeği için biraz malzeme alıp, yola çıktık. Saat 21.00 civarında Nemrut Dağı'na ulaşmış olduk. Günbatımını izlemek için geç kalmış olduk. Kafede karpuz, peynir ve domatesten oluşan menümüzle akşam yemeğini yedik. Saat 11.00 sularında sundurmanın altına uyku tulumlarımıza giriyoruz. Sıcak bir gece ve rüzgar sertçe esiyordu. Rüzgar'ın çıkardığı gürültüye rağmen yine de derin uykuya dalıyoruz. Sabah erkenden kalkıp gündoğumunu izlemek için Nemrut Dağı'na yürüyeceğiz. 11 Temmuz 2003 Cuma Gündoğumuna yaklaşırken otellerden gelenlerin gürültüsüyle uyandık. Hemen hazırlığımızı yapıp 15-20 dakika süren patika yürüyüşü ile heykeller bölgesine ulaştık. Çok rüzgar vardı, beklemeye başladık. Gündoğumunu izlemeye gelen birçok kişi battaniyelere sarılarak gündoğumu bekliyordu. Biraz bekledikten sonra gün ağarmaya başladı. Herkes fotoğraf makinesine sarılmaya ve gündoğumu ile birlikte kendilerini de fotoğraflaya başladı. Çünkü dünyada en güzel gündoğumu ve günbatımı izlenen yerlerden biri burası olarak kabul edilir. Çevre gezisi yapıp biraz fotoğraf çektik. Gündoğumunu izlemeye gelenlerin çoğu aşağıya inmeye başlamıştı bile. Biz biraz kalıp batı tarafına da dolaşıyoruz. Biraz sonra biz de inmeye başladık. Minibüsümüze binip yola çıkmaya karar verdik. Bu gün biraz uzunca minibüs gezisi bizi bekliyor. Doğubayazıt'a doğru yola çıkacağız. Heykeller bölgesinden ayrılıp Arsemeia'ya doğru hareket ettik. Arsemeia'da çevre gezisi yapıp fotoğraflarımızı çektikten sonra, Eski Kahta üzerinden köy yollarından geçerek Malatya'ya doğru yola çıktık. |
|||||||
![]() Sabah Nemrut'a yürüyüşümüz |
|
![]() Arsemeia'da kayada yazı |
Eski Kahta çıkışından sonra mola verdiğimizde yakınımızda koca bir dut ağacı vardı. Biraz meyvesini yedikten sonra, oldukça bozuk köy yollarından geçerek yolumuza devam ettik. Daha sonra Nemrut Dağı'nın Malatya'dan çıkan yoluna çıktık. | ||||
| Yandere Köyünde karasabanla çift sürenleri görünce kısa bir fotoğraf molası verdik. Daha sonra Malatya Elazığ otoyoluna çıktık. Kayısı mevsimi, Malatya'nın her tarafı kayısı kokuyor. Nevşehir çevresinde soğuk ve don nedeniyle bu yıl hiç kayısı olmadığını söylemişlerdi. Fakat Malatya'da böyle bir şey yok ve bütün bahçeler kayısı meyvesiyle dolu. Yazıcıbağ Mahallesinde kayısı toplayan bir aileye uğradık. Biraz sohbetten sonra bir kaç avuç kayısı toplayarak yolumuza devam ettik. Gakkoşlar Kenti Elazığ'a gelince öğle yemeği için bir mola verdik. Üniversite Lokantasında döner kebap ve acılı adana kebaptan oluşan yemekten sonra Bingöl'e doğru yola çıktık. Bingöl'de durmadan Erzurum yoluna saptık. Erzurum'a giderken Hacılar Köyünde yol kenarında Eşek sıpasına rastladık, İsmet sıpayı alarak yanımıza getirdi. Her eşeği görünce ne güzeller ya diyen Tülin arkadaşımız da biraz eşeği sevdikten sonra tekrar yola koyulduk. | |||||||
![]() Tülin eşek sıpasını severken |
![]() Dut yeme molası |
Karlıova yaylalarından geçerken ot biçen bir çok insan gördük. Bu bölgede de ot önemli bir ürün. Karlıova'dan Erzurum ovasına indik. Hava kararmaya başlıyordu. Erzurum'dan Horasan yolu üzerinden Doğubayazıt'a geldiğimizde saat 23.00 geçiyordu ve otelde odalarımıza yerleştik. Yarın Iğdır'a gidip Ağrı Dağı çevresini gezeceğiz. | |||||
|
12
Temmuz 2003 Cumartesi Sabah 05.30 da uyandım. Ülkemizin en
doğusundayım. 05:30 öyle erken bir saat değil. Gün erken
doğuyor. Hemen bilgisayara günlüğü kaydetmeye başladım. Resepsiyondan
internete bağlanıp güncelleme işlemlerini bitiyorum. 07.45 civarında
kahvaltımız bitiyor ve Bahadır'ı bekliyoruz. İsfahan Otelde yoğun bir
hareketlilik var. Bugün Ağrı'ya hareket edecek 2 grup var. Bahadır'ın gelemeyeceğini
anlayınca biz Iğdır'a doğru hareket ediyoruz. Iğdır'a 20-25 km. kala
Korhan Yaylası tabelası görülüyor 16 km. Asfalt yoldan seyirle Korhan
Yaylası'na vardık. Yayla bir
çok yönü ile çok önemli Iğdır Valiliği buraya turizm merkezi yapmak
için bir yığın faaliyetler başlatmıştı. Ancak görev değişikliği ile
hiç bir şeyin yapılmadığını gördük. Turizm fuarlarında da tanıtım
çalışmalarına rastlamıştım. Yaylaya vardığımızda önce jandarma karakolunun misafir salonuna gittik. İsmet arkadaşımız karakola uğrayarak yaylayı gezeceğimiz için bilgi verdi. Bizi oba şefi Ahmet Naz Mehmetoğlu karşıladı. Ve çadırında ağırlayarak misafirperverliğin güzel örneğini sundu. Uzunca sohbet ettik. Bu zor şartlardaki yaşamda bile mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Yaylaya su borularla dağdan geliyor. Küçük küçük göletler oluşturulmuş. Çocuklar bu göletleri serinlemek için de kullanıyor. Biraz uzaktaki obalardan eşeklerle gelip buradan su alıyorlar. Korhan Yaylası'na yaylacılık, terör olaylarından sonra ilk kez bu yıl serbest bırakıldı. Eski günlerindeki hareketliliğe dönecek gibi. Uzun yıllar yaylacılık yapılamadığı için hayvan sayılarında önemli azalma olmuş. Gösterdikleri misafirperverliğe teşekkür edip vedalaşarak Korhan Yaylası'ndan ayrılıyoruz. Biraz aşağıda eski şehir ve mezar kalıntılarında biraz fotoğraf çektikten sonra Iğdır'a hareket ediyoruz. Iğdır'da çay molasından sonra Doğubayazıt'a dönmek için yola çıkıyoruz. Yolda küçük bir dinlenme tesisine rastlıyoruz. İlgimizi çeken doğal soğuk hava deposu yazısı oldu.Doğal soğutulmuş kolalarımızı içerken bir yandan Ağrı Dağı'nın muhteşem görüntüsünü izliyoruz. Buradan Nuh'un Gemisi'ne hareket ediyoruz. Nuh'un Gemisi'nin olduğu alanda biraz gezinelim dedik fakat fotoğraf çekmeye öyle dalmışız ki biraz geç kaldık. Geri dönünde bekçi amca biraz espri biraz da gerçekçi olarak saat 5'ten sonra gezmek yassak dedi. Nuh'un Gemisi'nin çalışmalarını sergileyen müzeyi gezdikten sonra bekçi amca ile vedalaşıp otelimizin yolunu tutuyoruz. Laurent ve Salih'de erken geldiler ve otelde karşılaşıyoruz. Uzunca süren akşam yemeğinden sonra odalarımıza çekiliyoruz. Yarın bütün grup gelmiş olacak ve son hazırlıklar yapılacak, alışverişler, katırların, kamyonun hazırlanması vs. Pazartesi sabahı Ağrı Dağı faaliyetimiz başlamış olacak. 13 Temmuz 2003 Pazar Günü Doğubayazıt'ta hazırlıkla geçiriyoruz. Bütün kontroller yapılıyor. Her şey tekrar gözden geçiriliyor. Ahmet Çoktin'lede görüşülüp katır sayısı ve aracın otele geleceği saate kadar. Grup akşam yemeğinde toplanıyor. İsmet Öztürk ve gruba yeni katılan Marek Sokolowski ile birlikte sayımız 15 oldu. Akşam yemek öncesi gruba brifing verip malzemelerini kontrol ediyoruz. 14 Temmuz 2003 Pazartesi Sabah erkenden otelin önünde eşyalarımızı kamyona yüklüyoruz ve hareket ediyoruz. Doğubayazıt çıkışında askeri kontrolü yaptırdıktan sonra Eli Köyüne hareket ediyoruz. Ahmet Çoktin'in evine varınca bütün hazırlıkların tamamlandığını ve bizi beklediklerini gördük. Eşyalarımızı katırlara yükledikten sonra Ahmet Çoktin'le vedalaşıp. 3200 kampına doğru yürüyüşe başlıyoruz. Olağanüstü güzellikte ve başka yerlerde rastlayamayacağımız çiçek tarlalarının arasında yürüyoruz. Öğle kumanyalarımızı küçük bir vadide yerken tam o anda Ağrı Dağı'nın kar suyu da yeni gelmeye başlamıştı. Bizi karşılar gibi. 3200 kampına yürüyüşümüz devam ediyor. Yolda bize ayran ikram etmek isteyen ve yaptıkları el işlerini satmak isteyen yörüklere rastlıyoruz. 3200 kampımıza varıp çadırlarımızı kurup günü aklimatizasyon için dinlenerek geçiriyoruz. Hava çok iyi ama kuraklığın etkisi burada çok açık görülüyor. |
|||||||
![]() 3200 kampına yürüyüş |
![]() 3200 kamp hazırlığı |
![]() 3200'de akşam yemeği hazırlığı |
4200 kampının genel görünüşü |
||||
|
15 Temmuz 2003 Salı Programda bir değişiklik yaptık. Daha önceleri
4200 kampına çıkıp geri dönüyorduk, bu turda 4200'den dönmemeye karar
verdik. Erkenden eşyalarımızı katırlara yükleyip yürüyüşe başladık.
Gruptan Ben, Salih, Murat, İhsan, Olcayto, Yılmaz ve Perihan atlarla
çıkmaya karar verdik. Grubu İsmet'e emanet edip atla 4200 doğru yola
koyulduk. 4200 kampına
vardığımızda öğle saatleriydi. Yürüyüşte olan arkadaşlarımızın
gelmesinden sonra öğle yemeğimizi hazırlıyoruz. Ve günü
aklimatizasyon için kampta geçiriyoruz. 4200 kampı tam Cehennem
Deresi Kanyonu'nun karşısında çok taşlık bir alan kamp için zor bir
yer.
Burada Cehennem Deresi Kanyonu'nda sürekli kopan taşların çıkardığı
gürültüye alışmak şart. 4200 kampında uzun zamandır kamp
kurulmasından ve turizm şirketlerinin çalışmasından olacak bir çok
çadır yeri açılmış durumda. Çok çarşaklı bir alan olduğu için çadır
kurmadan önce biraz hazırlık yapmak gerekiyor. Çadır çivilerini
çakmak biraz zor. Bu nedenle yedekte ip bulundurulmalıdır. Çok
rüzgar alan yer olduğu için iplerle iyice gerdirmeliyiz. Çadırın
çivilerini çaktıktan sonra da taşlarla kuvvetlendirmek gerekecektir. Bir
ara öyle sert bir rüzgar esti ki her şeyi havaya kaldırdı. O anda bir kez
daha doğanın ne kadar güçlü
olduğunu anladık. Bunun yanında havaya uçuşan çöplerle de gördük ki
gerçekten hiç temiz tutmuyoruz ve doğaya pek
saygı göstermiyoruz. Diğer dağlarda olduğu gibi Ağrı
Dağı'na gelenlerden bir çoğu çöplerini bırakmaya devam ediyor.
Daha sonra çevreyi ve yürüyüş zeminini tanımak için biraz yürüyüş
yaptık. Akşam yemeği hazırlığına başladık. Ben, Tülin ve Niko türlü
ve makarna hazırlıyoruz. Nefis bir akşam yemeğinden sonra çadırlarımıza
çekiliyoruz. Biraz başım ağrıyor ve beni korkutuyor. İlaç içmeme inadını
bırakarak bir adet Sedergine'yi suda eriterek içiyorum. Belki heyecandan olacak gözlerimi pek uyku tutmuyor. Bir
ara yağmur başladı. Bu da beni oldukça korkuttu ya hava düzelmezse. 16 Temmuz 2003 Çarşamba Gece 02.00 civarında kalkıp sessizce zirveye hareket edenlerin ayak sesleriyle uyanıyorum. Neyse biraz sonra tekrar uykuya dalıyorum. Ama uyku tutmuyor. Yükseklikten olacak belki insan hiç uyumadığını zannediyor ama gündüz bunun etkisi nerdeyse hiç görülmüyor. Sanki tam uykusunu almış gibi. Saat 05.25'te uyanıyorum. Hava gerçekten çok sıcak. Her yıl havanın sıcaklığında sürekli artış var. Sanki kuraklığa gidiyoruz gibi. Sabah kahvaltısını hazırlamak için çadırımdan çıkıyorum. Çay suyunu koyduktan sonra grubu uyandırıyorum. Kahvaltıdan sonra grupla bir araya gelip durum değerlendirmesi yapıyoruz. Biraz ateşli geçen tartışmayı tatlıya bağlayıp öğle yemeği hazırlığına başladık. Öğle yemeğinden sonra önce çarşaklı alanda yürüme çalışmaları yapıyoruz. Daha sonra çay molası veriyoruz. Çaydan sonra önemli bir çalışma bizi bekliyor. Olcayto, Murat ve İhsan karda ip döşeyerek krampon ve kazma kullanımı ile ilgili eğitim veriyorlar. Çok keyifli süren eğitimler devam ederken Ben ve Niko yemek hazırlamak için kampa dönüyoruz. Çünkü akşam yemeğini erken yememiz lazım, gece 02.00'de kalkıp zirve çıkışını gerçekleştireceğiz. Saatimi 02.00'ye kurup uyumak için çadırıma giriyorum. 17 Temmuz 2003 Perşembe Saat 02.00'de telefon saatimin alarmı çalmaya başlar. Hemen çadırın kapısını açıp gökyüzüne bakıyorum olağanüstü güzel bir hava. Zirveye çıkmamız için şartlar çok uygun. Hemen kalkıp grubu uyandırıyorum ve hazırlığa başlıyorum. Biraz atıştırıp hemen yürüyüşe başlıyoruz, saat 03.00. Zorlu bir yürüyüş sürekli yokuş çıkıyoruz. Trek Turizm zamanında da Ağrı Dağı'nda rehberlik yapmış tecrübeli dağcı arkadaşım İsmet'in önderliğinde yürüyüşümüz devam ediyor. Yer yer Akut'un diktiği işaretlerle karşılaşıyoruz. Çoğu yıkılmış durumda. Belki de bu işaretleri kaldırmak gerekir. Zorlu bir yokuş, yüksek irtifa ve aynı performansa sahip olmayan gruba tempo ayarlamak gerçekten zor ve önemli. Bu zorluğu İsmet'in ve benim tecrübemle aştık. Buzula geldiğimizde kısa bir mola veriyoruz. Ardından emniyet kemeri ve kramponumuzu taktıktan sonra buzul çıkışına başlıyoruz. Daha önceki grubun kurduğu emniyeti kullanarak Cehennem Deresi Kanyonu buzulunu geçiyoruz. Hava bozmaya ve sert rüzgar esmeye başladı. Öyle bir sis geliyor ki bazen önümüzü zor görüyoruz. Sürekli değişen hava sayesinde bazen etrafı da görüyoruz. Emniyetli çıkıştan sonra yer yer buzul çatlaklarının görüldüğü alanda yürüyerek saat tam 10:00'da zirveye ulaşıyoruz. Grubun bütün elemanları zirveye çıkıyor. Yani 15'te 15. Herkes birbirini kutladıktan sonra hatıra fotoğrafları çektiriyor. Sert hava nedeniyle zirveden erken ayrılıyoruz. Benim bu ilk Ağrı Dağı Zirve çıkışım ve çıkışımı kızım Tenda'ya adıyorum. Yine aynı disiplinle inişimize başlıyoruz. Cehennem Deresi Kanyonu başındaki buzuldan inerken tekrar emniyet alıp iniyoruz. Çıkış kadar inişte önemli. Çok dikkatli olmak lazım. Genellikle kazalar inerken daha çok olur. Bu bilinçle aynı disiplinle inişimiz devam etti. Saat 15.00'te kampa geldiğimizde hepimizin gözünden yorgunluk ve sevinç okunuyordu. |
|||||||
|
|
|
|
|
||||
![]() Eğitim Yardımcısı İbrahim Murat Sardar |
![]() Eğitim Yardımcısı İhsan Koray Koçak |
![]() Ahmet Özyurt ve Tülin Uçan |
![]() Şenay Karagülmez |
||||
![]() Laurent Jean Andre (Fransa) ve Nicolas Michel Zweguinzow (Rusya) |
![]() Marek Sokolowski (Polonya) |
![]() Salih Yaşar |
![]() Betül Çelik |
||||
| 18 Temmuz 2003 Cuma Sabah kahvaltısından sonra mıntıka temizliği yaptık. Bizden önceki grubun unuttuğu çöpleri ve geçen yıllardan kalan çöpleri de topluyoruz. Bu konuda Laurent Jean Andre ve Nicolas Michel Zweguinzow kutlamak gerekir. Nerdeyse çevrede kibrit çöpünü de bırakmadık. Şuna eminim ki bir dahaki gelişimde de aynı çöp manzarasıyla karşılaşacağım. Dağlarımız sahipsiz gibi. Bence olay biraz daha ciddiye alınmalı ve kontroller daha arttırılmalıdır. Dağa girişte malzemeler kontrol edilmeli ve dönüşte çöpler istenmelidir. Daha çok şey de söylenebilir ama fazla ahkam kesmeyeyim. Saat 10.00'da katırlarımız geliyor ve eşyalarımızı yükleyerek Eli Köyüne yürüyüşe başlıyoruz. Saat 15.45'te Eli Köyüne ulaşıyoruz ve bizi bekleyen kamyonumuza binip Doğubayazıt'taki otelimize dönüyoruz. Akşam yemekte zirve çıkışını kutlayıp bilgisayarımdan fotoğrafları izliyoruz. Böylece bir geziyi daha mutlu bir şekilde bitiriyorum. | |||||||
|
FOTOĞRAF |
SEYİR DEFTERİ |
ÖZGEÇMİŞ | LİNKLER | ANA
SAYFA |
|||||||