|
SEYİR DEFTERİ |
|
| |



Son malzeme kontrolu
Eşyalarımızı
yerleştiriyoruz
Tekir'de mola
Tekir'de kayaların arasında sedir ağacı
Gündoğumu izlerken
Eşeğiyle kayısı taşıyan kız
Korhan'da genç kız
Korhan'da yörük çadırı önündeyiz
Korhan'da yörük çadırı
İsfahan otelde brifing
4200 kampına çıkarken
4200'deöğle yemeği hazırlığı
4200 kampında

Eğitim çalışması

Zirveye çıkış
03'te tırmanmaya başlarken
Buzul başlangıcı

Buzul tırmanışı

Zirveye çok az kaldı

Zirvedeyiz (5137m.)

Eli Köyünden ayrılışımız |
|
01 |
|
|
|
Yıllardır geziyorum, fakat anılarımı yazmaktan üşeniyordum.
İnternetin olanaklarından faydalanarak anılarımı günlük
yayınlamaya karar verdim. Çocukluğumdan beri gezme hevesim hiç geçmedi,
geçmeyecekte. Hepimizde aynı duygu vardır. Ama birilerinin öncülük
etmesini bekleriz hep. Geziye gitmek için arkadaş ararsın bulamazsın.
Geziden dönersin anlatmaya başlarsın. Etraftan niye bana haber vermedin
bende gelirdim diyenler çoğalır.
1985 yılından beri tur düzenliyorum. Yasal zorunluluktan
1993'te firma kurma gereğini duydum ve Ogzala Turizm'i kurdum. Bu güne
kadar 20 binin üzerinde insan gezdirdim. Anılarımı yazmaya bu turlardan
biri olan Ağrı Çıkışı (12-20 Temmuz 2003) ile yazmaya başlıyorum. 12
kişiden oluşan grupta; Laurent Jean Andre, Nicolas Michel Zweguinzow,
Şenay Karagülmez, Yılmaz Bulut, Perihan Bulut, Ömer Olcayto Güleç, İhsan
Koray Koçak, İbrahim Murat Sardar, Ahmet Özyurt, Tülin Uçan, Betül
Çelik, Salih Yaşar yer almaktadır. Buluşma noktası olan Doğu Beyazıt'a
doğru yola çıkmak üzere hazırlıklara başladım. Kendi
sorumluluğum dışında grubun da bazı sorumluluklarını
üstlenmenin bilincindeyim. Ve ona göre hazırlıklara başlıyorum. Bazı
sorumluluklarını üstlenmenin bilincindeyim. Ve ona göre hazırlıklara
başlıyorum.
Otel rezervasyonlarını, eşyaların taşınması için gerekli yük
hayvanlarını ve yemek organizasyonunu tamamlıyorum. Eşyaların taşınması
ve bizim Eli Köyüne ulaşmamız için gerekli araç ve yük hayvanlarını
temin etmek için Ahmet Çoktin'le görüşme yaptım. Grup kendi imkanı ile
Doğubayazıt'a gelecek. Ben, Ahmet ve Tülin önce Kapadokya'ya uğrayıp
Ahmet'in üzüm bağını kontrol edip oradan Doğubayazıt'a doğru hareket
edeceğiz.
(17.06.2003 Feriköy)
08 Temmuz 2003 Salı Ahmet ve Tülin'le sabah Ogzala'dan eşyalarımızı
minibüsümüze yerleştirip yola koyulduk. Ağrı çıkışı öncesi gezimize
başlamış olduk. Önce Avanos'a gideceğiz. Yolda kısa molalarla Avanos'a
devam ettik. Tuz Gölü'ne geldiğimizde kısa bir mola verdik. Tülin ile
gölde yürümeye karar verdik. Önce oluşan tuzların üzerinde yürüyüş
yaptık. Göl içine yürümeye başladık tuzlu suya ulaşmış olduk. Sudan
çıkınca ayaklarımız tuzlu sudan bembeyaz olmuştu. Sahilde tuzsuz su
bulamadığım için tuzlu durumda ayakkabılarımı giyiyorum. Akşam
saatlerinde Avanos'a vardık önce Ahmet'in üzüm bağını
kontrol ettik. Bu bağlar meyve verecek ve Ahmet bize şarap
yapacak. Sonra Avanos'taki Ahmet'in gezginler
konağına geldik.
Çömlekçi Burhan'ın atölyesinde çay, kanyak ve sohbetten sonra uykumuz
geldi. Tülin'in hazırladğı yer yatağında derin uykuya daldık. Serin bir
geceydi ve deliksiz uyuduk. |
|
|

Tuz Gölü'nde yürüyüş yapanlar |

Burada hatıra fotoğrafi çektirilir |

Tülin Tuz Gölü'nde |

Avanos'ta çalışırken |
|
|
09 Temmuz 2003 çarşamba Sabah yedi sularında uyandık. Yeni
gün bizi bekliyor. Kapadokya manzarası karşısında kahvaltı
yaparken, yeni günün programını yaptık. Günü Kapadokya'da geçirip yarın
Malatya ve Kahramanmaraş üzerinden Adıyaman
Nemrut'a hareket edeceğiz.
Günümüz hazırlıkla geçmekteydi. Fransız müşterilerimizin izin belgesini faksla yeni aldım.
Yabancıları Ağrı Dağı'na çıkarmak için uygulanan Dağcılık
Federasyonundan belgeli rehber bulundurma zorunluluğunu görünce oldukça
şaşırdım. Dağ turizmi ile ilgilenen firmamızın bu konuda
bilgilendirilmemesi bizim için sürpriz oldu.
Ahmet Avanos'a alış verişe gidince yıllardır dağ rehberliği
yapan dağcı arkadaşımız İsmet Öztürk ve Bahadır Karaman'la
karşılaştı. Sohbete ve sürpriz yapmaya bize gelirler ve uzunca
sohbetten sonra İsmet'te bize katılmaya karar verir. Son
kez malzemelerimizi kontrol edip, çantalarımızı
yerleştiriyoruz. Eşyalarımızı minibüsümüze akşamdan yerleştirip
sabah erken hazır olacak hale getirdik. Yarın
sabah İsmet'i Ürgüp'ten alarak Adıyaman Nemrut'a doğru yola
çıkacağız.
10 Temmuz 2003 Perşembe
Sabah erkenden Ürgüp'e hareket ettik. Ürgüp'te İsmet'i evinden
alıp şehir merkezinde güzel bir pastanenin bahçesinde kahvaltıya
başladık. Sıcak sıcak poğaçalarla kahvaltımızı
yaptıktan sonra Kayseri'ye hareket ettik. Kayseri'de
minibüsümüzü bakım için servise bıraktık. Bakımın 2 saat
civarında süreceği söyleniyor. Bu zamanı Kayseri'de gezerek
değerlendiriyoruz. Biraz alış veriş yaptık. Özellikle fırından
yeni çıkmış sıcak sıcak değişik ekmekler aldık. İsmet, Kayseri
Turizm İl Müdürünü ziyaret etmek istedi bu vesile ile İsmet bey ile
tanışmış olduk. Kısa bir sohbetten sonra vedalaştık. Aracımızı
servisten teslim
alıp Kahramanmaraş yolu üzerinden Adıyaman'a doğru yola çıktık.
Kahramanmaraş-Tekir'de sedir ağaçlarını görünce dayanamadık ve
fotoğraf çekmek için mola verdik. Biraz fotoğraf çektikten sonra
Kahramanmaraş'a devam ettik. Kahramanmaraş'a yaklaşırken
dondurma kokusu almış olacağız ki gündeme
dondurma konusu geldi. İsmet bize Yaşar Usta'yı öneriyor ve Meşhur
dondurmacı Yaşar Ustada dondurma yemeğe karar verdik. Dondurma'ya öyle
ilgi var ki zor masa bulduk. Dondurmamızı yerken, görevlilerden
dondurmanın keçi sütü ve orkide çiçeğinden yapıldığı bir kez daha
duyuyoruz. Dondurma ziyafetinden sonra Adıyaman'a doğru yola
koyuluyoruz. Kahta'ya gelince akşam yemeği için biraz malzeme alıp, yola
çıktık. Saat 21.00 civarında Nemrut Dağı'na ulaşmış olduk. Günbatımını
izlemek için geç kalmış olduk. Kafede karpuz, peynir ve
domatesten oluşan menümüzle akşam yemeğini yedik. Saat 11.00 sularında
sundurmanın altına uyku tulumlarımıza giriyoruz. Sıcak bir gece ve
rüzgar sertçe esiyordu. Rüzgar'ın çıkardığı gürültüye rağmen yine de
derin uykuya dalıyoruz. Sabah erkenden kalkıp gündoğumunu izlemek için
Nemrut Dağı'na yürüyeceğiz.
11 Temmuz 2003 Cuma
Gündoğumuna yaklaşırken otellerden gelenlerin gürültüsüyle uyandık.
Hemen hazırlığımızı yapıp 15-20 dakika süren patika yürüyüşü ile
heykeller bölgesine ulaştık. Çok rüzgar vardı, beklemeye başladık.
Gündoğumunu izlemeye gelen birçok kişi battaniyelere
sarılarak gündoğumu bekliyordu. Biraz bekledikten sonra gün
ağarmaya başladı. Herkes fotoğraf makinesine sarılmaya ve
gündoğumu ile birlikte kendilerini de fotoğraflaya
başladı. Çünkü dünyada en güzel gündoğumu ve günbatımı
izlenen yerlerden biri burası olarak kabul edilir. Çevre
gezisi yapıp biraz fotoğraf çektik. Gündoğumunu izlemeye
gelenlerin çoğu aşağıya inmeye başlamıştı bile. Biz biraz
kalıp batı tarafına da dolaşıyoruz. Biraz sonra biz de
inmeye başladık. Minibüsümüze binip yola çıkmaya karar
verdik. Bu gün biraz uzunca minibüs gezisi bizi bekliyor.
Doğubayazıt'a doğru yola çıkacağız. Heykeller bölgesinden
ayrılıp Arsemeia'ya doğru hareket ettik. Arsemeia'da çevre
gezisi yapıp fotoğraflarımızı çektikten sonra, Eski Kahta üzerinden köy yollarından
geçerek Malatya'ya doğru yola çıktık. |
|
|

Sabah Nemrut'a yürüyüşümüz |

Nemrut Dağı doğu heykelleri |

Arsemeia'da kayada yazı |
Eski
Kahta çıkışından sonra mola verdiğimizde yakınımızda
koca bir dut ağacı vardı. Biraz meyvesini yedikten
sonra, oldukça bozuk köy yollarından geçerek
yolumuza devam ettik. Daha sonra Nemrut Dağı'nın
Malatya'dan çıkan yoluna çıktık.
|
|
|
|
Yandere Köyünde
karasabanla çift sürenleri görünce kısa bir fotoğraf
molası verdik. Daha sonra Malatya Elazığ otoyoluna
çıktık. Kayısı mevsimi, Malatya'nın her tarafı kayısı
kokuyor. Nevşehir çevresinde soğuk ve don nedeniyle bu yıl
hiç kayısı olmadığını söylemişlerdi. Fakat Malatya'da böyle
bir şey yok ve bütün |
|
|
| bahçeler kayısı
meyvesiyle dolu. Yazıcıbağ Mahallesinde kayısı toplayan bir
aileye uğradık. Biraz sohbetten sonra bir kaç avuç kayısı
toplayarak yolumuza devam ettik. Gakkoşlar Kenti Elazığ'a
gelince öğle yemeği için bir mola verdik. Üniversite
Lokantasında döner kebap ve acılı adana kebaptan oluşan yemekten sonra
Bingöl'e doğru yola çıktık. Bingöl'de durmadan
Erzurum yoluna saptık. |

Tülin eşek sıpasını severken |

Dut yeme
molası |
|
|
|
Erzurum'a giderken Hacılar Köyünde yol kenarında Eşek sıpasına rastladık,
İsmet sıpayı alarak yanımıza getirdi. Her eşeği görünce ne güzeller ya
diyen Tülin arkadaşımız da biraz eşeği sevdikten sonra tekrar yola
koyulduk. Karlıova yaylalarından geçerken ot biçen bir çok insan gördük.
Bu bölgede de ot önemli bir ürün.
Karlıova'dan Erzurum ovasına indik. Hava kararmaya başlıyordu.
Erzurum'dan Horasan yolu üzerinden Doğubayazıt'a geldiğimizde
saat 23.00 geçiyordu ve otelde odalarımıza yerleştik. Yarın
Iğdır'a gidip Ağrı Dağı çevresini gezeceğiz.
12
Temmuz 2003 Cumartesi Sabah 05.30 da uyandım. Ülkemizin en
doğusundayım. 05:30 öyle erken bir saat değil. Gün erken
doğuyor. Hemen bilgisayara günlüğü kaydetmeye başladım. Resepsiyondan
internete bağlanıp güncelleme işlemlerini bitiyorum. 07.45 civarında
kahvaltımız bitiyor ve Bahadır'ı bekliyoruz. İsfahan Otelde yoğun bir
hareketlilik var. Bugün Ağrı'ya hareket edecek 2 grup var. Bahadır'ın gelemeyeceğini
anlayınca biz Iğdır'a doğru hareket ediyoruz. Iğdır'a 20-25 km. kala
Korhan Yaylası tabelası görülüyor 16 km. Asfalt yoldan seyirle Korhan
Yaylası'na vardık. Yayla bir
çok yönü ile çok önemli Iğdır Valiliği buraya turizm merkezi yapmak
için bir yığın faaliyetler başlatmıştı. Ancak görev değişikliği ile
hiç bir şeyin yapılmadığını gördük. Turizm fuarlarında da tanıtım
çalışmalarına rastlamıştım.
Yaylaya vardığımızda önce jandarma karakolunun misafir salonuna
gittik. İsmet arkadaşımız karakola uğrayarak yaylayı gezeceğimiz için
bilgi verdi. Bizi oba şefi Ahmet Naz Mehmetoğlu karşıladı. Ve çadırında
ağırlayarak misafirperverliğin güzel örneğini sundu. Uzunca sohbet
ettik. Bu zor şartlardaki yaşamda bile mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Yaylaya su borularla dağdan geliyor. Küçük küçük göletler
oluşturulmuş. Çocuklar bu göletleri serinlemek için de kullanıyor.
Biraz uzaktaki obalardan eşeklerle gelip buradan su alıyorlar.
Korhan Yaylası'na yaylacılık, terör olaylarından sonra ilk kez bu
yıl serbest bırakıldı. Eski günlerindeki hareketliliğe dönecek
gibi. Uzun yıllar yaylacılık yapılamadığı için hayvan sayılarında
önemli azalma olmuş. Gösterdikleri misafirperverliğe teşekkür edip vedalaşarak Korhan
Yaylası'ndan ayrılıyoruz. Biraz aşağıda eski şehir ve mezar
kalıntılarında biraz fotoğraf çektikten sonra Iğdır'a hareket
ediyoruz. Iğdır'da çay molasından sonra Doğubayazıt'a dönmek için yola
çıkıyoruz. Yolda küçük bir dinlenme tesisine rastlıyoruz.
İlgimizi çeken doğal soğuk hava deposu yazısı oldu.Doğal soğutulmuş kolalarımızı içerken
bir yandan Ağrı Dağı'nın muhteşem görüntüsünü izliyoruz.
Buradan Nuh'un Gemisi'ne hareket ediyoruz. Nuh'un Gemisi'nin olduğu
alanda biraz gezinelim dedik fakat fotoğraf çekmeye öyle dalmışız ki
biraz geç kaldık. Geri dönünde bekçi amca biraz espri biraz da
gerçekçi olarak saat 5'ten sonra gezmek yassak dedi. Nuh'un
Gemisi'nin çalışmalarını sergileyen müzeyi gezdikten sonra bekçi
amca ile vedalaşıp otelimizin yolunu tutuyoruz.
Laurent ve
Salih'de erken geldiler ve otelde karşılaşıyoruz. Uzunca süren
akşam yemeğinden sonra odalarımıza çekiliyoruz. Yarın bütün grup
gelmiş olacak ve son hazırlıklar yapılacak, alışverişler,
katırların, kamyonun hazırlanması vs. Pazartesi sabahı Ağrı Dağı
faaliyetimiz başlamış olacak.
13 Temmuz 2003 Pazar Günü Doğubayazıt'ta hazırlıkla geçiriyoruz.
Bütün kontroller yapılıyor. Her şey tekrar gözden geçiriliyor. Ahmet
Çoktin'lede görüşülüp katır sayısı ve aracın otele geleceği saate kadar.
Grup akşam yemeğinde toplanıyor. İsmet Öztürk ve gruba yeni katılan
Marek Sokolowski ile birlikte sayımız 15 oldu. Akşam yemek öncesi gruba
brifing verip malzemelerini kontrol ediyoruz.
14 Temmuz 2003 Pazartesi Sabah erkenden otelin önünde
eşyalarımızı kamyona yüklüyoruz ve hareket ediyoruz. Doğubayazıt
çıkışında askeri kontrolü yaptırdıktan sonra Eli Köyüne hareket
ediyoruz. Ahmet Çoktin'in evine varınca bütün hazırlıkların
tamamlandığını ve bizi beklediklerini gördük. Eşyalarımızı katırlara
yükledikten sonra Ahmet Çoktin'le vedalaşıp. 3200 kampına doğru yürüyüşe
başlıyoruz. Olağanüstü güzellikte ve başka yerlerde rastlayamayacağımız çiçek tarlalarının arasında
yürüyoruz. Öğle kumanyalarımızı küçük bir vadide yerken tam o anda Ağrı
Dağı'nın kar suyu da yeni gelmeye başlamıştı. Bizi karşılar gibi. 3200
kampına yürüyüşümüz devam ediyor. Yolda bize ayran ikram etmek isteyen
ve yaptıkları el işlerini satmak isteyen yörüklere rastlıyoruz. 3200
kampımıza varıp çadırlarımızı kurup günü aklimatizasyon için dinlenerek
geçiriyoruz. Hava çok iyi ama kuraklığın etkisi burada çok açık
görülüyor.
|
|
|
|

3200 kampına yürüyüş |

3200 kamp hazırlığı |

3200'de akşam yemeği hazırlığı |
4200 kampının genel görünüşü |
|
|
|
15 Temmuz 2003 Salı Programda bir değişiklik yaptık. Daha önceleri
4200 kampına çıkıp geri dönüyorduk, bu turda 4200'den dönmemeye karar
verdik. Erkenden eşyalarımızı katırlara yükleyip yürüyüşe başladık.
Gruptan Ben, Salih, Murat, İhsan, Olcayto, Yılmaz ve Perihan atlarla
çıkmaya karar verdik. Grubu İsmet'e emanet edip atla 4200 doğru yola
koyulduk. 4200 kampına
vardığımızda öğle saatleriydi. Yürüyüşte olan arkadaşlarımızın
gelmesinden sonra öğle yemeğimizi hazırlıyoruz. Ve günü
aklimatizasyon için kampta geçiriyoruz. 4200 kampı tam Cehennem
Deresi Kanyonu'nun karşısında çok taşlık bir alan kamp için zor bir
yer.
Burada Cehennem Deresi Kanyonu'nda sürekli kopan taşların çıkardığı
gürültüye alışmak şart. 4200 kampında uzun zamandır kamp
kurulmasından ve turizm şirketlerinin çalışmasından olacak bir çok
çadır yeri açılmış durumda. Çok çarşaklı bir alan olduğu için çadır
kurmadan önce biraz hazırlık yapmak gerekiyor. Çadır çivilerini
çakmak biraz zor. Bu nedenle yedekte ip bulundurulmalıdır. Çok
rüzgar alan yer olduğu için iplerle iyice gerdirmeliyiz. Çadırın
çivilerini çaktıktan sonra da taşlarla kuvvetlendirmek gerekecektir. Bir
ara öyle sert bir rüzgar esti ki her şeyi havaya kaldırdı. O anda bir kez
daha doğanın ne kadar güçlü
olduğunu anladık. Bunun yanında havaya uçuşan çöplerle de gördük ki
gerçekten hiç temiz tutmuyoruz ve doğaya pek
saygı göstermiyoruz. Diğer dağlarda olduğu gibi Ağrı
Dağı'na gelenlerden bir çoğu çöplerini bırakmaya devam ediyor.
Daha sonra çevreyi ve yürüyüş zeminini tanımak için biraz yürüyüş
yaptık. Akşam yemeği hazırlığına başladık. Ben, Tülin ve Niko türlü
ve makarna hazırlıyoruz. Nefis bir akşam yemeğinden sonra çadırlarımıza
çekiliyoruz. Biraz başım ağrıyor ve beni korkutuyor. İlaç içmeme inadını
bırakarak bir adet Sedergine'yi suda eriterek içiyorum. Belki heyecandan olacak gözlerimi pek uyku tutmuyor. Bir
ara yağmur başladı. Bu da beni oldukça korkuttu ya hava düzelmezse.
16 Temmuz 2003 Çarşamba Gece 02.00 civarında kalkıp sessizce
zirveye hareket edenlerin ayak sesleriyle uyanıyorum. Neyse biraz sonra
tekrar uykuya dalıyorum. Ama uyku tutmuyor. Yükseklikten olacak belki
insan hiç uyumadığını zannediyor ama gündüz bunun etkisi
nerdeyse hiç görülmüyor. Sanki tam uykusunu almış gibi.
Saat 05.25'te uyanıyorum. Hava gerçekten çok sıcak. Her yıl havanın
sıcaklığında sürekli artış var. Sanki kuraklığa gidiyoruz
gibi. Sabah kahvaltısını hazırlamak için çadırımdan çıkıyorum. Çay
suyunu koyduktan sonra grubu uyandırıyorum. Kahvaltıdan sonra grupla bir
araya gelip durum değerlendirmesi yapıyoruz. Biraz ateşli geçen
tartışmayı tatlıya bağlayıp öğle yemeği hazırlığına başladık. Öğle
yemeğinden sonra önce çarşaklı alanda yürüme çalışmaları yapıyoruz. Daha
sonra çay molası veriyoruz. Çaydan sonra önemli bir çalışma bizi
bekliyor. Olcayto, Murat ve İhsan karda ip döşeyerek krampon ve kazma
kullanımı ile ilgili eğitim veriyorlar. Çok keyifli süren eğitimler
devam ederken Ben ve Niko yemek hazırlamak için kampa dönüyoruz. Çünkü
akşam yemeğini erken yememiz lazım, gece 02.00'de kalkıp zirve çıkışını
gerçekleştireceğiz. Saatimi 02.00'ye kurup uyumak için çadırıma
giriyorum.
17 Temmuz 2003 Perşembe Saat 02.00'de telefon saatimin
alarmı çalmaya başlar. Hemen çadırın kapısını açıp gökyüzüne
bakıyorum olağanüstü güzel bir hava. Zirveye çıkmamız için şartlar
çok uygun. Hemen kalkıp grubu uyandırıyorum ve hazırlığa başlıyorum.
Biraz atıştırıp hemen yürüyüşe başlıyoruz, saat 03.00. Zorlu bir yürüyüş
sürekli
yokuş çıkıyoruz. Trek Turizm
zamanında da
Ağrı Dağı'nda rehberlik yapmış tecrübeli dağcı arkadaşım İsmet'in
önderliğinde yürüyüşümüz devam ediyor. Yer yer Akut'un diktiği
işaretlerle karşılaşıyoruz. Çoğu yıkılmış durumda. Belki de bu
işaretleri kaldırmak gerekir. Zorlu bir yokuş, yüksek irtifa ve aynı
performansa sahip olmayan gruba tempo ayarlamak gerçekten zor ve önemli.
Bu zorluğu İsmet'in ve benim tecrübemle aştık. Buzula geldiğimizde kısa
bir mola veriyoruz. Ardından emniyet kemeri ve kramponumuzu taktıktan
sonra buzul çıkışına başlıyoruz. Daha önceki grubun kurduğu emniyeti
kullanarak Cehennem Deresi Kanyonu buzulunu geçiyoruz. Hava bozmaya ve
sert rüzgar esmeye başladı. Öyle bir sis geliyor ki bazen önümüzü zor
görüyoruz. Sürekli değişen hava sayesinde bazen etrafı da görüyoruz.
Emniyetli çıkıştan sonra yer yer buzul çatlaklarının görüldüğü alanda
yürüyerek saat tam
10:00'da zirveye ulaşıyoruz. Grubun bütün elemanları zirveye
çıkıyor. Yani 15'te 15. Herkes birbirini kutladıktan sonra hatıra
fotoğrafları çektiriyor. Sert hava nedeniyle zirveden erken ayrılıyoruz.
Benim bu ilk Ağrı Dağı Zirve çıkışım ve çıkışımı kızım Tenda'ya adıyorum. Yine aynı
disiplinle inişimize başlıyoruz. Cehennem Deresi Kanyonu başındaki
buzuldan inerken tekrar emniyet alıp iniyoruz. Çıkış
kadar inişte önemli. Çok dikkatli olmak lazım. Genellikle kazalar
inerken daha çok olur. Bu bilinçle aynı disiplinle inişimiz devam etti.
Saat 15.00'te kampa geldiğimizde hepimizin gözünden yorgunluk ve sevinç
okunuyordu. |
|
|
|

Dağ Rehberimiz
İsmet Öztürk |

Eğitim Sorumlusu
Olcayto Güleç |

Perihan Bulut |

Yılmaz Bulut |
|

Eğitim Yardımcısı
İbrahim Murat Sardar |

Eğitim Yardımcısı
İhsan Koray Koçak |

Ahmet Özyurt ve
Tülin Uçan |

Şenay Karagülmez |
|

Laurent Jean Andre (Fransa) ve
Nicolas Michel Zweguinzow
(Rusya) |

Marek Sokolowski
(Polonya) |

Salih Yaşar |

Betül Çelik |
|
|
|
18 Temmuz 2003 Cuma Sabah kahvaltısından sonra mıntıka
temizliği yaptık. Bizden önceki grubun unuttuğu çöpleri ve geçen
yıllardan kalan çöpleri de topluyoruz. Bu konuda Laurent Jean Andre
ve Nicolas Michel Zweguinzow kutlamak gerekir. Nerdeyse çevrede
kibrit çöpünü de bırakmadık. Şuna eminim ki bir dahaki gelişimde
de aynı çöp manzarasıyla karşılaşacağım. Dağlarımız sahipsiz gibi.
Bence olay biraz daha ciddiye alınmalı ve kontroller daha
arttırılmalıdır. Dağa girişte malzemeler kontrol edilmeli ve dönüşte
çöpler istenmelidir. Daha çok şey de söylenebilir ama fazla ahkam
kesmeyeyim.
Saat 10.00'da katırlarımız geliyor ve eşyalarımızı yükleyerek Eli
Köyüne yürüyüşe başlıyoruz. Saat 15.45'te Eli Köyüne ulaşıyoruz ve
bizi bekleyen kamyonumuza binip Doğubayazıt'taki otelimize
dönüyoruz. Akşam yemekte zirve çıkışını kutlayıp bilgisayarımdan
fotoğrafları izliyoruz. Böylece bir geziyi daha mutlu bir şekilde
bitiriyorum. |
|
|
|
|
|
sayfalar
1
- 2 -
3
-
4
-
5 -
6
-
7
-
8
-
9 |
|
|
FOTOĞRAF |
SEYİR DEFTERİ |
ÖZGEÇMİŞ | LİNKLER | ANA
SAYFA
FOTOĞRAF
PORTRELER |
TÜRKİYEDE TREKKİNG |
KAPADOKYA |
GÜRCİSTAN | YUNANİSTAN |
RODOS |
İSTANBUL
KIR ÇİÇEKLERİ |
GÖL ŞELALE AKARSU
|
DAĞLAR |
TARİHİ YERLER |
TANITIM | PORTFOLİO
SEYİR DEFTERİ
01 AĞRI |
02 DOĞU | 03
KAÇKARLAR | 04
ALTIPARMAK | 05
KIBRIS | 06 YAYLA
SAFARİ | 07
ANADOLU | 08
DOĞU EKPRESİ |
09 ALADAĞLAR |
|