|
SEYİR DEFTERİ |
|
| |

Mehmet Ağa ve oğlu

İshakpaşa'da günbatımı

Ani Yolunda ot toplayan

Selim'da kamp

Mısır Ördeği

Sabah otlamaya
götürülen sürü
Müküs Mağarası

Müküs Mağarası
Urartu Mehmet 3000 yıldır depolarda kalmış buğdayı
gösteriyor

Urartu yazısı
Hoşap Kalesi
Nemrut Dağı Büyük Göl

Büyük Göl'de sabah keyfi
Araçta çalışırken

Varto Hınıs yolu

Hınıs'ta at arabasına ot yükleyenler
|
|
02 |
|
|
|
19 Temmuz 2003 Cumartesi
Ağrı Dağı gezisini başarı ile bitirdik. Herkes evinin yolunu
tutmaya hazırlanıyor. Kasım ayında İstanbul'da buluşma kararı aldık,
Yakup'ta akşam yemeğinde buluşacağız. Grupla vedalaşırken gerçekten
duygulu anlar yaşadık. Herkes farklı yere farklı saatte hareket ettiği
için vedalaşmamız öğle saatlerine kadar sürdü. Öğlene kadar herkesi
tek tek uğurladık. Günü Doğubayazıt'ta gezerek geçiriyoruz. Akşam'a
doğru İshak Paşa Sarayı'nı gezmeye karar verdik. Saray Doğubayazıt'a 7
km. uzaklıkta. Sarayın yapımına 1685 yılında Çıldır Atabeklerinden
(Çıldır Hanedanı) Çolak Abdi Paşa tarafından başlanılmış, aynı soydan
gelen İshak Paşa zamanında 1784'te tamamlanmıştır. Mimarı, Ahıska'lı
ustalardır.
İshak Paşa Sarayı yolu üzerinde ekin biçen Mehmet Ağa ve oğlu
Ayhan'a uğruyorum ve biraz sohbet ediyorum. Hep aynı konu onlar da
Lazlarla Kürtlerin kardeş olduğunu savunuyor. Katırcımız siz Lazlar denize
indiniz bizi dağda unuttunuz diyordu.
Daha sonra İshak Paşa Sarayı'nı geziyoruz. Günbatımını İshak Paşa
Sarayından izliyoruz. Nefis bir günbatımı manzarası var. Bu manzara
karşısında biralarımızı yudumluyoruz. Biralarımızı yudumlarken güneşte
bu günü bitiriyor.
Ertesi günün programını yapıp odalarımıza çekilip derin uykuya
dalıyoruz. Yarın yolculuğumuz Kars Ani Harabelerine olacak.
20 Temmuz 2003 Pazar
Saat 09.15 Doğubayazıt'tan Iğdır yoluna doğru yola çıktık.
Kars'a geldiğimizde öğle saatlerini bulmuştu. Öğle yemeğini yedikten sonra
alışveriş yaptık. Özellikle ünlü Kars peynirini unutmadık. Ani
Harabeleri gezisi için izin almak gerekiyor. Turizm Danışmadan izin
belgelerimizi alıp Ani'ye doğru yola koyulduk. Ot biçen ve toplayanlar
ilginç görüntüler oluşturuyordu. Yolda mola verip ot biçenlerle derin
sohbete daldık. Bizi köylerine davet edip misafir etmek istediler.
Kars'ın hayvancılık bakımından çok önemli bir yeri vardır. Bu nedenle de
en önemli ürün ot olmaktadır. Bu nedenle her tarafta ot biçenler ve ot
yığınlarıyla dolu. Buradan da vedalaşıp Ani Harabelerine geldik. İçeri
girerken bizim için çok önemli olan bir sorunla karşılaştık. Yeni gelen
komutan kesinlikle fotoğraf-film çekilmesine izin vermiyor. Bu sorunu
aşamadık ve fotoğraf çekmeden Ani Harabelerini dolaştık. Ermenistan
tarafında yoğun bir çalışma var. Büyük taş ocakları dikkat çekiyor.
Çevrede sorduğumuzda buradan götürdükleri taşlarla Erivan'da Ani
Harabelerinin aynısını inşa edeceklerini söylüyorlar. Ani Harabelerinden
ayrılıp Kars'a geldik. Yolumuz Kağızman'a doğru olacak. Camuşlu
kasabasında kaya resimlerini gezeceğiz. Kars'ta biraz odun aldık, bu
aksam uygun bir yer bulup kamp kurmayı düşünüyoruz. Kampımızı Kağızman
yolu üzerinde Selim kasabası yakınlarında küçük bir dere kenarında
kuruyoruz.
21 Temmuz 2003 Pazartesi
Sabah günün ilk ısımasıyla uyandık. Çevrede çeşit çeşit kuşlar
uçuşuyordu. Biraz sonra iki Mısır Ördeği geldi. Uzun süre çevrede
uçuştu. Belki de yuvası bu çevredeydi. Çevrede taş kolleksiyonuma katmak
için biraz obsidyen taşları topladım. Kampımızı toplayıp Kağızman'a
doğru yola koyulduk. Selim çevresinde yüksek yaylalarla dolu yollarda
otlatmaya götürülen büyük sürülere rastladık. Hayvancılık için önemli
bir bölge. Araç yolu çok virajlı ve rampa. Uzun bir rampa inişinden
sonra dere yatağına ve düz bir yola geliyoruz. Biraz gittikten sonra
Camuşlu tabelasına rastlıyoruz. Sapaktan sapıp Çamuşlu Köyüne doğru yol
alıyoruz. Yol stabilize ve oldukça bozuk. Çamuşlu'ya yaklaşınca yolda
bahçede çalışan bir amca bizi kayısı yemeğe davet ediyor. Bizde dönüşte
uğrayacağımıza söz verip yola devam ediyoruz. Çamuşlu Köyüne gelirken
büyük ot alanlarına rastlıyoruz. Burası da hayvancılık için önemli bir
bölge. Camuşlu'dan Pınargöze köyüne çıkıyoruz. Köyden sonra bir kaç km.
gidiyoruz ve Yazılıkaya'ya ulaşıyoruz. Yol oldukça bozuktu ve aracımızla
biraz zorlandık.
Yazılıkaya'da, bazalt yapılı kayanın, dik ve düzgün yüzünde biri büyük biri
küçük 2 pano bulunmaktadır. Büyük pano yerden 4 m. yükseklikte, yaklaşık
14 m. uzunlukta ve 3-4 m. genişliğindedir. Küçük pano ise aynı duvarın
doğu uzantısı üzerindedir. Yazılıkaya panolarında hayvan ve insan
figürleri yer almaktadır. Hayvan figürlerinin çoğu dağ keçisi, geyik,
geyik yavrusu ve eşek betimleridir. Kaya önündeki düzlükte ele geçen taş
araç buluntuları ve duvar resimleri Üst Paleolitik Çağ'a tarihlenir.
Fotoğraf çekiminden sonra buradan ayrılıyoruz. Dönüşte bizi kayısı
bahçesine davet eden Aydın Turan'a uğruyoruz. Aydın Turan'ın kayısı
ikramından sonra vedalaşıp Kağızman'a gidiyoruz. Kağızman'da kısa
alışveriş molasından sonra Iğdır üzerinden Van'a doğru tekrar yola
çıkıyoruz. Muradiye Şelalesinde biraz mola veriyoruz. Van'a vardığımızda
hava kararmıştı. Konaklama için üniversitenin misafirhanesini seçtik.
Geceyi misafirhanede geçirdik. |
|
|
|

Çamuşlu Köyü ot tarlası |

Çamuşlu kaya
resimleri |
Geyik resmi |

Aydın Turan |
Muradiye Şelalesi |
|
|
|

Ömer Dayı ile Hacı Dayı bizi uğurlarken |
22 Temmuz 2003 Salı
Sabah erkenden uyandık ve kahvaltı için Van'a gidiyoruz.
Kahvaltımızı Erol Kardeşler Kahvaltı Salonunda yapıyoruz. Bu kahvaltı
biçimi Van'da nerdeyse gelenek haline geliyor. Yerel kahvaltıda bal,
kaymak, sahanda yumurta, otlu peynir, beyaz peynir, zeytin ve süt
bulunuyor. Yörenin otlu peyniri çok ünlüdür. Hakkari ve Van çevresindeki
yüksek yaylalardan toplanan bir çeşit otla karıştırılarak yapılır.
Öğleden sonra Bahçesaray'a doğru yolu çıktık. Sıkı askeri kontrollerden
geçerek yolumuza devam ediyoruz. Yol Yukarınallıca'ya kadar asfalt.
Yukarınallıca'da korucu kontrolünden geçiyoruz. Buradan sonra yol
|
|
|
|
toprak ve oldukça bozuk. 3000 rakımlı Karabet Geçidine
geliyoruz. Kerapit
Yaylası'nda Ömer
Kaçar ve Hacı Kaçar'la biraz sohbet edip yolumuza devam ediyoruz.
Bahçesaray'a iniş oldukça zorlu keskin virajlar ve rampa bizi oldukça
zorluyor. Sonunda rampa bitiyor ve birdenbire olağanüstü güzellikte
Bahçesaray Müküs Çayı bizi karşılıyor. Kasaba ceviz oymacılığıyla ünlü
ve her taraf ceviz ağaçlarıyla dolu. Bahçesaray girişinde jandarma
kontrolünden geçiyoruz. Bu arada jandarma uzman çavuş Deniz Karakaya ile
sohbetimiz ilerliyor. Deniz Karakaya bizi Müküs Çayı'nın doğduğu
mağaraya götürmeyi öneriyor ve Deniz Karakaya'yı aracımıza alarak 2 km
uzaklıktaki Müküs Çayı'nın doğduğu mağaraya gidiyoruz. Mağaranın içine
15-20 m. girenlerin olduğu söyleniyor. Mağara içinde bir kaç kol olduğu
söylenmektedirler. Hava kararmaya başlıyor ve Bahçesaray'a geri
dönüyoruz. Geceleyeceğimiz öğretmenevine yerleşiyoruz.
23 Temmuz 2003 Çarşamba
Sabah kahvaltımızı Müküs Çayı üzerinde bir lokantada
yapıyoruz. Biraz çevreyi gezip fotoğraflıyoruz. Ardından
ceviz oymacılığı atölyesini geziyoruz. Sonra kasaba
merkezindeki satış reyonuna uğruyoruz. Bu kadar övdüklerine
göre bir kaç çeşit ağaç işi hediyelik eşya almak lazım.
Kasaba'da ceviz oyma hediyelik eşya işi 1999 yılından beri
kaymakamlık tarafından yürütülmektedir. Van Havaalanında da
satış reyonları mevcuttur.
Atölye sorumlusu Nevzat Öztürk'ten aldığımız bilgilere
göre; daha çok hediyelik eşya üretilmektedir. Üretilen
eşyalar
tornada işlenmektedir. Kullanılan ağaçların 200 yıllık
olduğunu söylemektedir. Ayda 5 metreküp ağaç işlenmektedir. |
|
|
|

Müküs Mağarası |

Bahçesaray
|
Bahçesaray'da dere molası
|

Nevzat Öztürk |
|
|
|
200 yaşında kesilen ağaçlar 5-10 metreküp arasında kütük vermektedir. Bu
atölye tahminen yılda 12 ağaç tüketmektedir. Bu tüketime karşılık yılda
beş bin adet ceviz fidanı dikilmektedir. Bunun 400'ü meyvasından
yararlanmak için aşılı olmaktadır. Aşılanmayan ağaçlar daha çok kütük
için düşünülmektedir. Burda ceviz ağacı kesmek yasaktır. Ancak doğal
afete uğramış veya verimsiz hale gelmiş, vaktini doldurmuş ağaçların
sahipleri kaymakamlığa dilekçe ile müracaat etmektedirler. Uzmanların
onayından sonra kesebilmektedirler.
Van'a dönerken tekrar Hacı dayılara uğradık. Beraber öğle yemeğimizi
yedik. Hacı dayı sürekli fotoğrafını istemekte. Biz ona İstanbul'da
fotoğrafları yaptırıp göndereceğimize ikna edip vedalaşıyoruz. Yolumuz
Urartu Kalesi. Van'a yaklaşınca Gürpınar yoluna saptık. Çavuştepe Urartu
Kalesi'ni Urartu Mehmet lakaplı bekçi ile geziyoruz.
Geziden sonra Urartu Mehmet bize çay ikram ediyor. Buradan Hoşap
Kalesi'ne hareket ediyoruz. Hoşap'ta güzel ışıkla karşılaşmadığımız için
biraz üzüldük. Biraz fotoğraf çekiyoruz. Hoşap'a kadar bize eşlik eden
Urartu Mehmet'le vedalaşıp Gevaş'taki Akdamar kampinge hareket ediyoruz.
Kampımızı kurup akşam yemeğini kampingte yiyoruz. Gece şiddetli yağmur
ve fırtına bastırdı. Biz yine de yağmur seslerini dinleyerek uyuduk.
24 Temmuz 2003 Perşembe
Fırtınalı geceye rağmen sabah hava çok iyiydi. Kahvaltımızı yaptıktan
sonra kampımızı toplayıp aracımıza yerleştirdik. Akdamar Adası dönüşünde
fazla oyalanmamak için. 09.43'te motor hareket ediyor 15 dakikalık motor
yolculuğuyla adaya varıyoruz. Akdamar Adası ile ilgili bir efsane;
adadaki kilisede görevli rahibin, Tamara adında çok güzel bir kızı
varmış. Bu kız, adanın karşısından bir genç ile aşk yaşarmış. Genç adam
her gece yüzerek adaya gelir Tamara ile buluşurmuş. Tamara sevgilisine
ışık tutarak işaret verirmiş. Genç adam bu işaretle yönünü bulurmuş.
Zamanla adadaki papazlardan biri bunları görmüş ve olayı Tamara'nın
babasına anlatmış. Babası önce inanmamış, sonra gözetleyerek
olayın doğruluğuna inanmış. Olaya çok sinirlenmiş ve gence bir tuzak
kurmaya karar vermiş. Bir gece tekrar yüzerek gelirmiş fakat ışık
sürekli yer değiştirirmiş. Sürekli ışığı takip ederek yorulan genç adam,
her kulaç atışında ah tamara ah tamara diyerek suyun dibini boylamış.
Bu zamanla değişerek Akdamar adını almış. Halen gölden "ah tamara"
sesleri geldiği söylenmektedir. |
|
|

Akdamar motor iskelesi
|

Adem ile Havva
|

Akdamar Kilisesi doğu cephesi
|

Akdamar Kilisesi doğu cephesi |
|
|
|
13.15'te adadan ayrılıyoruz. Kampinge gelince hesabımızı kapatıp.
Nemrut Kraterine doğru yola çıkıyoruz. Tatvan'da Büryan Kebap yiyoruz.
Nemrut Dağı Tatvan çıkışından hemen sonra 13 km. mesafededir. Asfalt
dağ yolundan Nemrut'a vardık. Sonra toprak yoldan kraterin içine doğru
ilerliyoruz. Sıcak Gölü geçip Büyük Göle geldik. Burada Abdulmecit
Öndaş'ın kampingine yerleşiyoruz. Hava kararmaya yakın gölün panoramik
görüntüsünü çekmek için tepeye doğru çıkmaya başlıyorum. Yanımda 14 mm
objektif olduğu halde bir türlü gölü tam alamıyorum. Biraz daha
yükselmeye karar veriyorum. Zemin yokuş ve çok ince çarşaklı, sürekli
kayarak tırmanıyorum. Hem gölü tam çekmek hem de hava kararmadan işimi
bitirmek istiyorum. Nefes nefese yükseliyorum, o anda gölü tam gördüğüm
gibi güneşte gerekeni yaptı ve gölü tam aydınlatmaya başladı.
Fotoğrafları çektikten sonra kampa geri dönüyorum. Arkadaşlar akşam
yemeği hazırlarken ben de araçta laptopuma günlüğümü kaydediyorum.
Akşam yemeğini kampingdekilerle beraber yedikten sonra göl manzarası
karşısında rakılarımızı yudumluyoruz. Geç saatlere doğru çadırlarımıza
giriyoruz ve o anda kurt ulumaları başlıyor. Bize ninni gibi gelen uluma
sesleriyle birlikte derin uykuya dalıyoruz.
25 Temmuz 2003 Cuma
göl manzarası karşısında kahvaltımızı yapıyoruz. Kahvaltıdan sonra
kampingtekilerle vedalaşıp Ahlat'a doğru yola çıkıyoruz. Yolda fotoğraf
çeke çeke Ahlat'a geliyoruz. Ahlat'ta biraz gezinti yaptıktan sonra
Erzurum'a hareket ediyoruz. Akşam saatlerinde Erzurum'da otele
yerleşiyoruz.
Yarın Atina'dan gelecek gurubu karşılayıp, Trans Kaçkar turuna çıkacağım. |
|
|
|

Çay demlerken |

Van Gölünde Gri Balıkçıl |

Ahlat Selçuklu kümpeti |

Kıyıdüzü Köyünde koyunların süt sağımına götürülüşü
|
|
|
|
|
|
|
sayfalar
1
- 2 -
3
-
4
-
5 -
6
-
7
-
8
-
9 |
|
|
FOTOĞRAF |
SEYİR DEFTERİ |
ÖZGEÇMİŞ |
LİNKLER |
ANA
SAYFA
FOTOĞRAF
PORTRELER
|
TÜRKİYEDE TREKKİNG |
KAPADOKYA |
GÜRCİSTAN |
YUNANİSTAN
|
RODOS |
İSTANBUL
KIR ÇİÇEKLERİ |
GÖL ŞELALE AKARSU
|
DAĞLAR |
TARİHİ YERLER |
TANITIM |
PORTFOLİO
SEYİR DEFTERİ
01 AĞRI |
02 DOĞU
|
03
KAÇKARLAR |
04
ALTIPARMAK |
05
KIBRIS |
06 YAYLA
SAFARİ
|
07
ANADOLU |
08
DOĞU EKPRESİ |
09 ALADAĞLAR |
|