|
SEYİR DEFTERİ |
|
| |

Polat Hotelde akşam yemeği
Hüseyin Demirkıran
Rafting için brifing
Yusufelinde rafting
Yusufeli'nde kahvaltı
Zirveye yürüyüşümüz.
Zirve yolunda İstanbul'dan arkadaşlarım
Damla ve Altan'lara
rastlıyoruz.
Zirveye birlikte çıkmaya başladık

Ben, Andrea, Yorgo ve Niko zirvedeyiz.
Nastaf Yaylası'na inerken
Kara Deniz Gölü'de kampımız
Ben Büyük Deniz Gölünde
Büyük Deniz Gölü gezimizde
Galler'de Yusuf Restorant
Geceden görüntü
|
|
03 |
|
|
|
26
Temmuz 2003 Cumartesi Günü Erzurum'u gezerek geçiriyoruz.
Ahmet, Tülin ve İsmet Erzurum'dan ayrılıp Kapadokya'ya dönmeye karar
verirler. Polat Renaissance Erzurum Hotel'e yerleşiyorum ve kısa bir
istirahattan sonra yardımcım Sinan Cengiz'le havaalanına hareket
ediyoruz.
Havaalanında beklemeye başlıyoruz. Uçak
biraz rötarla saat 16.30'da uçak piste iniyor. Gruptan çoğunu
Atina'da tanımıştım ve birbirimizi görünce gülerek dostlukla
birbirimize sarıldık. Farklı ulustan olduğumuz halde böyle dost
olmak gerçekten olağanüstü keyifli. Bütün valizler geldikten sonra
araca yerleştirip şehir merkezine hareket ediyoruz. Araçla kısa şehir gezisi yaparak
otele geliyoruz. Araçtan Yakutiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese
ve Ulu Cami gösteriyoruz. Yarın nasılsa detaylı gezimiz var. Akşam
yemeği Polat'ta açık büfe ve çok zengin. Kendimi yorgun hissediyorum, akşam yemeğinden sonra yorucu bir haftaya
hazırlanmak için derin uykuya dalıyorum.Yarın öğlene kadar Erzurum'da gezi yapacağız. Daha sonra Öşvank
Kilisesi, Tortum Şelalesi ve İşhan Kilisesini gezip Yusufeli'ne
gideceğiz. |
|
|

Erzurum Yakutiye
Medresesi |

Erzurum Çifte Minareli Medrese |
27 Temmuz 2003 Pazar Sabah otelde
nefis bir kahvaltı yapıyoruz. Aracımız geliyor. Eşyalarımızı araca
yerleştirip Erzurum'da şehir gezisine çıkıyoruz. Yakutiye
Medresesi, Ulu Cami ve Çifte Minareli Medrese'yi geziyoruz. Bugün
Erzurum'a gelen grup üyelerini de alıp yola çıkıyoruz. Uzundere
Dikyar'da kale fotoğrafı çekmek için mola veriyoruz.
O anda bahçesinde bulunan Muhittin Günel |
|
|
|
bütün gruba salatalık ve
domates ikram ediyor. Daha sonra Öşvank Kilisesini geziyoruz.
Öşvank'tan ayrılarak Tortum Gölü ve Şelalesini
geziyoruz. Öğle yemeğinde Tortum Şelalesinde çağ kebap yiyoruz.
İşhan yolunda bizi müthiş bir dolu yağışı yakalıyor. Havanın aniden
bozuşu ve İşhan yolunun bozuk oluşu İşhan gezisini iptal etmemize
sebep oldu. Yusufeli'ne geliyoruz yoğun yağmur yağışı devam ediyor.
Eşyalarımızı alarak otele yerleşiyoruz. Yarın Çoruh Nehri'nde
rafting programımız var. |
|
|
|

Yakutiye Medresesi gezisi
|

Öşvank Kilisesi
|

Öşvank Kilisesi |
|

Uzundere Dikyar Kalesi |

Muhittin Günel |

Tortum'da panoramik görüntü izlerken |
|
|
|
28 Temmuz 2003 Pazartesi
Sabah
uyandığımda ilk işim gökyüzüne bakmak oldu. Gökyüzü bulutlarla kaplı.
Yağış yok ama inşallah yağmursuz raftingi yapabiliriz. Çünkü dünde aynı
hava vardı ve yağmur öğleden sonra geldi. Sabah Barhal Çayı üzerinde
balkonu olan restorantta zengin kahvaltı çeşidiyle kahvaltımızı
yapıyoruz. Kahvaltıdan sonra araçlarla rafting alanına geldik. Tekkale
Köyünde fotoğraf için duruyoruz. Yine meyve bahçesi yanında bahçeden
Hüseyin Demirkıran bize meyve ikram ediyor.Önce
malzemeler dağıtılıyor ve brifing veriliyor. Daha sonra 3 botla nehre
dalınıyor. Ben rafting katılmıyorum ve nehir boyunca araçla takip edip
fotoğraf çekiyorum. Raftinge ara vererek öğle yemeğini yedik. Öğle
yemeği ardından ikinci etap rafting başladı. Toplam 4 saat süren
raftingimiz bitince hava da hafif hafif bulutlanmaya başlamıştı bile.
Ardından Yusufeli'ne dönüyoruz.
Eşyalarımızı araçlara yerleştirip Hevek'e doğru hareket
ediyoruz. Barhal'da Gürcü Kilisesini gezmek için mola veriyoruz.
Yağmur hafiften atıştırmaya başladı. Kilise gezisi ardından hemen
hareket ediyoruz. Hevek'e yoğun yağmur yağışı ile giriyoruz.
Kaptanımız Antibiyotik akşam müşterilerimizin fazla eşyalarıyla Ardeşen'e
döneceğinden biraz da acele etmek istiyoruz. Pansiyonumuza yerleşiyoruz.
Akşam yemeği yerken ikram ettiğimiz rakı ile bütün yorgunluğumuz
gidiyor. Yarın hava iyi olursa Dilberdüzü'ne yürüyüş yapıp kamp
kuracağız. |
|
|
|
29 Temmuz 2003 Salı Sabah yine hava
kapalı. Dilberdüzü'ne yürüyüş için kahvaltıdan sonra karar vereceğiz.
Önce kararımız 1 gün daha beklemekti. Fakat bir ara hava biraz açar
gibi oldu ve yürüyüşe karar verdik. Eşyalarımızı katırlara yüklenmesi
için bırakıyoruz. Sonra yürüyüşe başlıyoruz. Biraz sonra hava tamamen
açtı ve yürüyüş için çok uygun duruma geldi. Nastaf Yaylası'nda öğle
kumanyalarımızı yiyoruz. Ardından Dilberdüzü'ne yürüyüşe devam
ediyoruz. Hava yine bozmaya başladı. Dilberdüzü'ne yaklaştığımızda çok
sert hava ile karşılaştık. Dolu yağmaya başladı. Rehberlerimizden Cevdet
bizden önce gelmişti ve mutfak çadırını kurmuştu (mutfak çadırımız
kızılay tipi çok uzun kazığı var). Bütün grup mutfak çadırında
toplandık. Sonra yağmur altında çadır kurmaya devam ettik. Bütün grup
çadırlarına yerleştikten sonra hava da yavaş yavaş düzelmeye başladı.
Akşam yemeği hazırlığına başladık ve erken yemeğimizi yedikten sonra erken
çadırlara çekildik. Çünkü yarın zorlu zirve çıkışımız var.
Grubumuz bayağı kalabalık. |

Barhal Kilisesi
|
|
|
|
|

Kaptanımız Antibiyotik |
30 Temmuz 2003 Çarşamba
Sabaha karşı
03.00'te uyanıyorum. Cevdet ve Sinan'da kalkıyor. Hemen kahvaltı
hazırlığına başlıyoruz. Hava sisli olduğu için grubu
uyandırmıyorum. Sonra sis açılıyor ve yıldızlar görünmeye
başlıyor. Bu yukarılarda havanın iyi olduğu anlamına gelir
dedim. Grubu uyandırıp kahvaltı vermeye başladık. Saat 05.00'te
grupla yürüyüşe başlayabildik. Önce çok yavaş yürüyüşe başladık. Sonra
yavaş yavaş hızlanmaya başladık. İlk yokuşları yavaş yürüyerek çıkmak
lazım. Deniz Gölü'ne ulaştığımızda biraz mola verdik. Göldeki moladan
sonra dönmek isteyenler ayrılıyor ve biz tekrar zirveye doğru yürüyüşe
başlıyoruz.Boğaza geldiğimizde tekrar mola veriyoruz. |
|
|
|
Artık
Kaçkar dağı zirvesi ile karşı karşıyayız. Buradan sonra
zorlu zirve çıkışına başlayacağız. Zirveye çıkmak
istemeyenler buradan Cevdet'le beraber geri dönüyor. Gruptan 8
kişi ile zirveye yürüyüşe başlıyoruz. Boğazdan inerken dikkatimi çeken
önemli bir şey bu yıl karın geçen yıllara oranla daha az oluşu. Önceki
yıllarda daha çok karlı alanlarda yürüyüş yapardık. Boğazdan iniyoruz ve çarşaklı alanda yürüdükten sonraki büyük kaya kütlesini çıkıyoruz.
Yürüyüşlerde çok dikkatli olmalıyız ve eller serbest olmalı. Her an
düşmeye karşı atak durumda bulunmalıyız. Kaya kütlesini geçtikten sonra
biraz karlı alanda yürüyüş yapıyoruz. Daha sonra patikaya giriyoruz ve
zirveye doğru yürüyüşe devam ediyoruz. Artık tamamen çarşaklı alana
girdik ve patika diye bir şey kalmıyor. Fakat sürekli yüründüğünden
çarşakların arasından çok az belirgin patikalar oluşuyor. Cevdet'le
telsizle görüşüp zirveye yaklaştığımızı ve diğer grupla kampa
dönebileceklerini bildiriyorum. Kaçkar Dağı güney çıkışında tek
tehlikeli yer olan yan geçişi birbirimize yardım ederek geçiyoruz.
Buradan sonra artık yürüyüş tamamen yokuşta olmaktadır.
Yokuşun çok olmasından dolayı molalarımıza da
sıklaştırıyoruz. Zorlu yürüyüşten sonra saat 11:45'te 9 kişi
zirveye ulaşıyoruz Herkes birbirini kutluyor ve zirve defterine imzalıyor. Çantalarımızdan çıkardığımız
kumanyaları bütün zirvedekilerle paylaşıp öğle yemeği yiyoruz.
Zirvede biraz daha kalıp kampa dönmeye başlıyoruz. İnmekte
çıkmak kadar zor bu nedenle grubu yine birlikte indirmeye
başlıyorum. Ama Andreas yine almış başını gitmiş. Kampa yaklaşınca telsizle görüşüp
çay hazırlamaları istiyorum. Ama söylememe gerek yoktu Cevdet çay
ve kahveyi hazırlamıştı bile. Kampa varıp biraz dinlendikten sonra
akşam yemeği hazırlığına başladık. Akşam mangalda sucuk var. Önce
biber kızarttık daha sonra sucuk. Sucuk kokusu bütün kampı sardı.
Sıkı bir akşam yemeğinden sonra çadırıma çekilip derin uykuya
dalıyorum. |
|
|
ZİRVEYE
ÇIKANLAR
|

Nikolaos
Moschakis |

Grigorios
Thanasoulas |

Andreas
Kandalepas |

Von
Gravenitz |

Georgios
Vidalis |

Maja
Wetter |

Garyfallia
Founda |

Elisavet
Sirmalaki |
|
|
|
ZİRVEYE ÇIKMAYANLAR
|

Evi
Louki |

İoanna
Voudouri |

Vivi
Kaouri |

Georgios
Mourikis |

Matina Zarokosta |

Pinelopi
Margari |

Nadia
Lyraki |
|
|
|
31 Temmuz 2003 Perşembe
Bugün de
zorlu bir yürüyüş var. Kaçkar Dağını geçeceğiz. Sabah uyandığımda
önce yine kahvaltıyı hazırlıyorum. Ve grubu uyandırıyorum. Kampı
toplayıp eşyalarımızı çantalarımıza yerleştiriyoruz. Katırcıların
gelmesini beklemeden eşyalarımızı bir araya yığıp yürüyüşe
başlıyoruz.
Olgunlar Yaylası'na 1.5 saat yürüyüşle ulaşıyoruz. Olgunlar
Yaylası'na gelince mola veriyoruz. Daha sonra Dobe Yaylası
üzerinden Naletleme Tepesi'ne doğru yürüyüşe başlıyoruz. Grubun yaş
ortalaması bayağı yüksek. Grubun temposunu ayarlamak için çok yavaş
ve kesintisiz yürüyüş yaptırıyorum. Laz Poğarında (Naletleme girişinde
çok güzel bir sudur. öğle yemeğimizi yiyoruz. Çeymakçur Geçidi'ne
gelince bizi yoğun bir sis karşılıyor. Her zamanki gibi. Çeymakçur
Geçidi'nde sis olmayan bir havada çok az geçmişimdir. Biraz sonra son
yokuşa geldik. Burada iyice bir mola verdikten sonra yavaş yavaş bir
tempoyla çıkıyoruz. Tepeye varınca Kaçkar Dağları'nın kuzeyine geçmiş
oluyoruz. Artık yokuş yok. Ama zorlu bir iniş bizi bekliyor. Naletleme
Tepesi'nde genişçe bir taş yığını var. Bu taş yığınının Ermeniler
zamanından kaldığı söylenmektedir. Rivayete göre Ermeniler buraya
gömdükleri altınlarının yerini işaretlemek için Naletli Tepe demişler ve
taşlıyorlardı. Daha sonra bu altınların bilinmeyen kişilerce çıkarıldığı
söylenmektedir. Bizde naletleyerek taş atıyoruz. Ve Kara Deniz Gölü'ne
doğru grupla aynı tempoyla yürüyüşe başladım. Kampımıza gelince yine
Kızılay tipi çadırımız kurulmuştu. Müşterilerimizin çadırları da
kurulduktan sonra istirahate çekiliyoruz. Daha sonra akşam yemeğine
başlıyoruz. Ne yemek yapalım derken yine de mangal partisine karar
veriyoruz. Bu sefer mangal'ın başına Maja geçiyor. Mangal yemek
çadırında yanıyor ve oluşan dumandan dolayı çadırdaki herkes dışarı
kaçıyor. Dışarıda çise durduğundan tekrar mangalı dışarı alıyoruz.
Yemek yerken gruptan birinin eksik olduğu anlaşılıyor. Aramaya
başlıyoruz. Sulaa, sulaa, sulaa diye bağırıyoruz ses yok. Sonra
Matina doğu tarafına giderek seslenmeye başlıyor. Cevdet'te o
tarafa gidiyor. Ardında bende o tarafa gidiyorum. Andrea ve Niko'da
geliyor. Nerdeyse bütün grup Sula'yı arıyor. Ve sesleniyorum Sulaaaa,
sulaaa o anda tam karşıdan Sula'nın sesi geliyor. Cevdet o tarafa
giderek Sula'nın yanına ulaşıyor ve yardım ederek kampa dönüyoruz. Bu
dağlarda çok insan kurtardığımız için tecrübemiz çok yüksek, bu olayı da
kazasız atlatıyoruz. Özellikle Kaçkar Dağları'nda gruptan ve kamptan
uzaklaşmamak gerekir ve böyle bir zorunlulukta grup liderine ayrılmadan
önce bilgi vermek gerekir. Çünkü gelebilecek bir sis görüş mesafesini
1-2 metreye kadar indirebilir. Bölgede büyüyen insanların bile kaybolup
dışarıda gecelediklerini duyuyoruz.
01 Ağustos 2003 Cuma
Sabah uyandığımızda güneşli ve çok güzel bir hava ile
karşılaşıyoruz. Serbest gün olduğu için grubu
uyandırmıyorum. Ama güneş çadırlarına vurmaya başlayınca
bütün grup uyanmaya başlıyor. Kampımızın yanında duran
büyükçe doğal kaya masada kahvaltımızı hazırlayıp açık büfe
kahvaltımızı yapıyoruz. Sonra grupla Ogzala
Gölü ve Büyük Deniz Gölü'nü gezmeye çıkıyoruz. Gruptan kendine
güvenen 3 kişi göle giriyor. Andrea ve Niko summit summit diyerek yine
bir tepeye doğru yürüyüşe başlıyor. Göldeki gezi bittikten sonra herkes yavaş yavaş
kampa dönmeye başlıyor. Kamp tepeden göründüğü için herkes tek tek kampa
dönebiliyor. Bende gruptan ayrılıp Yukarı Kavran Yaylası üzerinden Ayder
Yaylası'na inmeye karar veriyorum. Yarın grubu Çeymakçur Yaylası'nda
karşılayacağım. Grup kampa doğru inmeye başlayınca bende Yukarı Kavran'a
doğru yürüyüşe başlıyorum. Yukarı Kavran Yaylası'nda dostum Abdullah
Özcan'ın kahvesinde poğaça, çay ve muhlama yiyorum.
Damlalarla burada buluşup birlikte Ayder Yaylası'na
iniyoruz.
02 Ağustos 2003 Cumartesi
Sabah
erkenden İstanbul Pansiyona uğruyorum. Hasan'la kahvaltı yapıyoruz.
Daha sonra unimogla Aşağı Çeymakçur Yaylası'na çıkıyoruz. Hasan
unimogun temizliğiyle uğraşacağını söylüyor. Ben de Yukarı Çeymakçur
Yaylası'na doğru yürüyüşü başlıyorum. Saat 09:30'da yaylaya varıyorum
ve grubu beklemeye başlıyorum. Grup görünmeye başladı. Önce her zamanki
gibi Andreas geliyor. Bütün grubu karşıladıktan sonra kısa mola verip
Aşağı Çeymakçur Yaylası'na yürüyoruz. Aşağı Çeymakçur Yaylası'nda
eşyalarımızı unimoga yerleştirip Galler de grupla buluşmak üzere
hareket ediyorum. Çeymakçur yolu oldukça bozuk. Yeni yol yapılacağı
söyleniyor. İnşallah yolu fazla yukarıya çıkarmazlar. Araç
yolunun artrılması yerine var olan yolların korunması ve patikaların
geliştirilmesi gerekir. Çünkü yapılan yollar bölgenin bozulmasına
önemli etki etmektedir.Galler'de Yusuf'un yerinde öğle yemeği yiyeceğiz. Siparişimizi verip
grubu beklemeye başladım. Grup geliyor ve yöresel ağırlıklı öğle yemeği
yiyoruz. Grup yürüyerek Ayder Yaylası'na inmek istiyor. Ben yine
unimogla Ayder'e iniyorum. Ayder Yaylası'nda Haşimoğlu Otele
yerleşiyoruz. Akşam yemeğine kadar zamanı istirahatle ve Ayder
Kaplıcalarına girerek geçiriyoruz. Akşam yemeğinden sonra Çise
Restorant'ta rehberimiz Muhammet'in hazırladığı geceye katılıyoruz.
Yunanca, Lazca ve Türkçe şarkılar eşliğinde grup geç saatlere kadar
eğleniyor. Gecede Yunanlılar sarkıcılıkta bizden daha ileride oldukları
görüldü. Bizden sadece Muhammet şarkı söylüyor. Bir ara dışarıdan
destek geldi ve Lazca şarkılar söylenmeye başlandı. Herkes öyle dostluk
içinde eğleniyor ki bir ara orda bulunan NTV ekibi izin isteyerek bol
bol görüntü aldı.
Sonra tulum sesi gelmeye başladı. Önce 3 kişi ile başlayan horon yeni
katılımlarla halka o kadar büyüyorki restoranta sığamıyoruz. Saatler
ilerledikçe herkes yavaş yavaş vedalaşıp ayrılmaya başladı.
03 Ağustos 2003 Pazar
Sabah
kahvaltıdan sonra araçlara yerleşip Uzungöl'ün yolunu tutuyoruz.
Uzungöl'e öğle saatlerinde varıyoruz. Grup saat 14:30'a kadar serbest
kalıyor. Ben İnan Tesislerine uğruyorum. Hüseyin İnan'la görüşüyorum.
Yeni yaptıkları tesisi geziyoruz. Yatak odaları ve toplantı salonuyla
çok mükemmel bir tesis daha sunuyorlar. İnan Kardeşler yaptıkları
modern tesisler ve uyguladıkları hizmetle gerçekten Uzungöl'de turizmin
gelişmesinde öncülük etmişlerdir. Daha sonra Trabzon'a hareket
ettik. Grupla Usta Otel'de duygulu anlar yaşayarak vedalaşıyorum. Bu geziyi de burada
bitiriyorum. Saat 19:30'da Ulusoy'la İstanbul'a hareket ediyorum.
herkes
yavaş yavaş vedalaşıp ayrılmaya başladı. |
|
|
|
|
|
sayfalar
1
- 2 -
3
-
4
-
5 -
6
-
7
-
8
-
9 |
|
|
FOTOĞRAF |
SEYİR DEFTERİ |
ÖZGEÇMİŞ |
LİNKLER |
ANA
SAYFA
FOTOĞRAF
PORTRELER
|
TÜRKİYEDE TREKKİNG |
KAPADOKYA |
GÜRCİSTAN |
YUNANİSTAN
|
RODOS |
İSTANBUL
KIR ÇİÇEKLERİ |
GÖL ŞELALE AKARSU
|
DAĞLAR |
TARİHİ YERLER |
TANITIM |
PORTFOLİO
SEYİR DEFTERİ
01 AĞRI |
02 DOĞU
|
03
KAÇKARLAR |
04
ALTIPARMAK |
05
KIBRIS |
06 YAYLA
SAFARİ
|
07
ANADOLU |
08
DOĞU EKPRESİ |
09 ALADAĞLAR |
|